+ Ana sayfanız yapın! + Favorilerinize ekleyin! Add to Google RSS Kayıt
Ol
e-Bülten Kayıt Giriş Yap
 
 
 
 
Sağlık Paneli Ana Sayfa Yazdır Arkadaşına Gönder
MAKALELER
 
 













MAKALELER: Ağız Kanserleri Ve Geç Konan Tanıda İhmalin Rolü

İçerik Eklenme Tarihi: 28.06.2009

Yazar
Prof.Dr. Semih Özbayrak

Paylaş ve Kaydet

Ülkemizde bu konuda ilk bilimsel toplantı Gazi Üniversitesinin öncülüğünde Nisan 2008 yılında yapıldı ve bu toplantıda sunulan bir anket çalışması önemli bir gerçeği açığa çıkardı
 

Ülkemizde bu konuda ilk bilimsel toplantı Gazi Üniversitesinin öncülüğünde Nisan 2008 yılında yapıldı ve bu toplantıda sunulan bir anket çalışması önemli bir gerçeği açığa çıkardı: Toplumumuzda ağızda kanser gelişebileceğini hiç bilmeyenlerin oranı %70’tir!
 

Bu durum, bilimsel bir istatistik çalışması bulunmamakla birlikte, üniversite kliniklerine müracaat eden hastaların neden çoğu kez “ileri safhalarda” müracaat ettiklerini de açıklıyor aslında. Kabaca 4 safha olarak tanımlanan tümör gelişiminde ağız kanserleri bakımından büyük oranda 3. safhada müracaat edilmesi hiç de ender değildir. Bu durumdan toplumun bilgi ve bilinç eksikliğinin yanı sıra belirli oranda yanlış teşhis veya hafife alma gibi hekim hataları da maalesef bir gerçek olarak ortaya çıkıyor. Bu konuda bölgeyi en çok muayene eden ve hiçbir yardımcı yöntem ve alete gerek olmadan görenlerden olan dişhekimlerinin alışkanlık olarak daha çok dişlere yoğunlaştığı, kulak-burun-boğaz hekimlerinin de boğaz ve daha iç kısımlara yoğunlaşarak ağız boşluğunu bir ölçüde ihmal ettikleri kanısı bazı batı ülkelerinde vardır. Herhalde bizim ülkemizde de durum pek farklı değil…
 

Ağızdaki belirtiyi “başka bir şey” zannedip gereksiz ve anlamsız tedavi denemeleri veya hastaların bu belirtiyi hafife alıp “protez vuruğu”, “kırık diş ve dolgunun batması ile oluşan yara” tarzındaki yorumları zaman kaybına ve dolayısı ile yukarıda bahsedilen kanserin ancak ileri safhasında konu ile ilgili merkezlere müracaat edilmesine neden olmaktadır. Bu konuda en tedbirli ve geçerli kural: ağızdaki yarada sebebi olduğu düşünülen şeye karşı yapılan müdahaleye rağmen (ilaç uygulaması, keskin kenarlı yerlerin düzeltilmesi vb.), 2 hafta içinde hiçbir gerileme olmuyor ise aksi kanıtlanamadığı sürece bu yara şüphelidir. Ağız kanseri tüm ağız boşluğunda oluşabilir, sırası ile en çok rastlanan yerler, dil, dil kökü, ağız tabanı, damak, yanak-dudak ve dişetidir.
 

Ağız Kanserlerinin Belirtileri Nelerdir?
 

Ağızdaki kanser yarası çoğunlukla ağrılıdır, üzerine dokunulduğunda sertlik hissedilebilir, yaranın kenarları kabarık olabilir, yüzeyi girintili-çıkıntılı olabilir, çoğunlukla üzerinde kırmızılık ve beyazlıklar bulunur, hacim artışı gösterir, çevresi kırmızı olabilir, kanama yapabilir ve çene altı boyun bezelerinde şişlik hissedilebilir. Ağızda kötü tad, ağız kokusu, çenede uyuşukluk, dişlerde ani sallanmalar ve hızlı kilo kaybı da önemli işaretler olabilir (Resim 1). Böyle bir belirti konu ile ilgili olmayanlar tarafından bile “ciddi ve önemliye benziyor” olarak yorumlanabilir, fakat bu safha çoğunlukla ileri dönem görüntüsüdür. Önemli olan , belirtileri çok tipik olmadığı erken dönemde (Resim 2,3) veya ileride kansere dönüşme olasılığı bulunan belirtilerin tanınıp takip edilmesidir (Resim 4,5).
 

Ağız Kanserlerinin Görülme Sıklığı
 

Ağız kanserlerinin tüm kanserlere oranı batı ülkelerinde %2-5 arasındadır. En ideal tedavi kombinasyonlarıyla birlikte 5 yıllık iyileşme oranı ağız kanserlerinde ancak %40 kadar iken bu oran 2cm’den küçük kitleler için ise %95’e çıkmaktadır. Derinliği 2 mm olan dil kanserinde başka bir bölgeye sıçrama (metastaz) oranı %20 iken, 4 mm derinliğindeki bir kitle için bu oran %80’e çıkmaktadır! Bu rakamlar erken tanı ve ağız boşluğunun sistematik olarak kontrol edilmesinin önemini açık olarak vurgulamaktadır.
 

Sigara-Tütün ve Alkol Kullanımının Ağız Kanserlerine Etkisi
 

Gelişmiş batı toplumlarında risk faktörlerinin %65’i tütün kullanımı ile ilgilidir(son yıllarda kapalı yerlerde tütün kullanımının yasaklanma çabalarının önemi!). Tütün dumanı içerisinde 4000’in üzerinde organik kimyasal bileşik bulunmakta, bunlardan 35-40 tanesinin kanser yapıcı, 10-15 tanesinin de şiddetli kanser yapıcı etkisinin olduğu bilinmektedir.
Günde 1 paket sigara kullanımı ağız kanseri rizikosunu 9 kat arttırmaktadır. Bu oran gırtlak kanseri için 7 kat, yemek borusu kanseri için 6 kat, sigara dumanı ile direkt ilgili olmayan mesane kanseri için bile 3 katıdır. Günde iki paket sigara akciğer kanseri rizikosunu 10 kat, 2 paketten fazla sigara ise bu miktarı 20 kat arttırmaktadır.
Tütün gibi çiğnenen bir bitki olan Maraşotu (betel yaprağı) kullanımında riziko 28 kat, aynı anda sigara da içiliyorsa bu olasılık 123 kat artmaktadır!
Yüksek alkol dereceli içecekler de rizikonun artmasında önemli rol oynamaktadır. Tütün ve bu tür alkolü birlikte kullananlarda riziko 6-15 kat artmaktadır.
Alkoldeki etanol isimli maddenin miktarı önemli olup bundan üreyen asetaldehit maddesinin hücre yapısını bozan ve aşırı hücre yenilenmesini tetikleyen etkileri bilinmektedir. Fakat aynı madde ağızdaki bazı bakteriler ve mantarlar tarafından da oluşturulmaktadır. Bu nedenle ağız bakımı ve hijyeni sadece diş çürüğü, dişeti sağlığı, ağız kokusu gibi nedenlerden değil olası kanser ilişkisi bakımından da önem kazanmaktadır. Kanser oluşum mekanizmalarını inceleyen araştırmacılarca protez vuruğu vb. etkisinin yerine ağız hijyeninin kanser oluşumunda daha önemli olduğu yazının başında adı geçen bilimsel toplantıda özellikle vurgulanmaktadır.
Buna karşın son yıllarda sigara-alkol kullanmayan, ağız hijyeni iyi olan ve erkeklere göre orta yaş üstü kadınlarda daha çok görülen ağız kanserleri vakalarına rastlanmaktadır. Hormonel değişikliklerin olası kolaylaştırıcı rol oynamasının yanı sıra rahimağzı kanserine neden olan virüslerin (papova virüsleri) ağız kanseri oluşumunda etkisi %3 olarak verilirken bu oran ABD’de %23 olarak saptanmıştır. Bu bakımdan da düzenli muayene bir kez daha önem kazanmaktadır.

Düzenli Muayenenin Önemi
 

Muayenede erken/ön tanı için önerilebilen çeşitli boya maddeleri ile sonuç almaya çalışmak aldatıcı ve anlamsızdır. Bu tür işlemler müdahale sonrası ancak belirli durumlarda kontrol amaçlı kullanılabilir. Yine bu anlamda özel renkli ışık ile tarama yapan aletlerin yardımına güvenmek ancak sürüntü yöntemi(smear) ile hücresel değişiklikleri takip edebilme tecrübe ve yetkisi olan merkezlerde yardımcı bir araç olarak devreye girebilir. Muayenehane pratiğinde bu yaklaşımların aldatıcı ve anlamsız olma olasılığı çok yüksektir!
Diğer yandan özellikle günlük basında antioksidan etkileri olduğu belirtilen sebze- meyve ve ilaç tarzındaki ürünlerin kullanımıyla toplumda “otomatik olarak korunuyorum, sigara vs. bana zarar vermez” düşüncesi çok tehlikeli olarak yerleşmektedir. Gıdaların belirli bir amaca yönelik ilaç gibi tanıtılması çok yanıltıcıdır ve bütün kanser yapıcı etkilerden daha yaygın ve tehlikeli olan sigara zararına karşı anlamsızıdır.
Günümüzde artan bu tür bilgi kirliliğinin bir başka olumsuz etkisi de zıt yönlü bilgiler arasında kalan bazı insanlarda hiçbir gerekçesi olmadan “kanser korkusu” oluşup kendilerinin ve çevrelerinin huzurlarını bozacak panik içinde yaşamalarıdır. Bu kişiler değişik kişilerden aldıkları bilgilerle endişelerini arttırma yerine doğrudan yetkin bir merkezde durumu açığa kavuşturup hayatlarını normal düzene sokmalıdırlar.
Ağız kanserleri tedavisinde geniş çaplı operasyon ile kitlenin, çoğunlukla da boyundaki bezeleri ile birlikte(lenf bezleri) çıkartlması ve ilaveten ışın tedavisi uygulaması yapılır. Bu tür yaklaşımlardan sonra ağız ve çevresi çoğunlukla direkt göze hitap eden bir bölge olduğundan önemli estetik defektler ve fonksiyon bakımından da ciddi problemler oluşur. Işın tedavisi nedeniyle tükürük bezlerinin kuruması da ayrıca hayat kalitesini, ağız konforunu ve hijyenini kötü yönde etkileyen ağır değişikliklerdir.

Sonuç olarak genel ağız muayenesi için özellikle zararlı madde alışkınlıkları bakımından riziko oluşturan kişilerde yılda bir kez düzenli olarak yapılmalı, yazının başında anlatılan ağız yarası ve buna bağlı şikayetlerde hiçbir şekilde ihmal etmeyip zaman kaybetmemelidir. Ayrıca ağız kanseri ile ilgisi olmamakla birlikte aniden büyüme gösteren dişetleri ve çenealtı bezelerinin şişmesi ile de dikkat çeken bir değişimde kan kanserinin (lösemi)bazı türlerinde ilk belirti olabileceği unutulmamalıdır.
 

Resim 1:İlerlemiş ağız tabanı kanserinde kanamalı büyük yara

 

Resim 2,3: Biyopsi sonucu kanser olduğu kesinleşmiş küçük yaralar

Resim 4,5: Bir süre sonra kansere dönüşme olasılığı bulunan belirtiler

 

Anahtar Kelimeler: oral diagnoz , kanser , ağız tabanı , ağız kanseri

Paylaş ve Kaydet



EN ÇOK OKUNANLAR

EN SON EKLENENLER
  Acil
Yrd.Doç.Dr. Ayhan Özşahin
Adli Bilimler
Prof.Dr. Sermet Koç
Aile Hekimliği Ve Check-Up
Uzm.Dr. Cüneyt Özüak
Anatomi
Prof.Dr. Salih Murat Akkın
Anesteziyoloji ve Reanimasyon
Prof.Dr. Ercüment Yentür
Beyin ve Sinir Cerrahisi
Prof.Dr. Mehmet Yaşar Kaynar
Cinsel Sağlık
Prof.Dr. Doğan Şahin
Çevre ve Halk Sağlığı
Uzm.Dr. Murat Fırat
Çocuk Hastalıkları
Prof.Dr. Haluk Çokuğraş
Diş hekimliği
Dt. Celal Yıldırım
Dt. Saba Eryılmaz
Diyabet Ve Metabolizma
Prof.Dr. Temel Yılmaz
Enfeksiyon Hastalıkları
Prof.Dr. Haluk Eraksoy
Farmakoloji
Prof.Dr. Aydın Barlas
Genetik Bilimler
Prof.Dr. Turgut Ulutin
Göğüs Cerrahisi
Prof.Dr. Kamil Kaynak
Göğüs Hastalıkları
Prof.Dr. Gül Öngen
Kadın Hastalıkları ve Doğum
Prof.Dr. M. Cihat Ünlü
Kardioloji
Prof.Dr. Zeki Öngen
Klinik Beslenme
Prof.Dr. Ercüment Yentür
Kulak Burun Boğaz
Prof.Dr. Asım Kaytaz
Prof.Dr. Ferhan Öz
Psikiyatri
Prof.Dr. M. Kemal Arıkan
Sağlık Politikaları
Yrd.Doç.Dr. Haluk Özsarı
Sağlık Tartışma Platformu
Op.Dr. M.Şükrü Güner
Sağlıklı Beslenme Ve Diyet
Doç.Dyt Emel Özer
Seyahat Sağlığı
Prof.Dr. Volkan Korten
Sosyal Psikiyatri
Prof.Dr. Doğan Şahin
Termal Sağlık Ve SPA Wellness
Prof.Dr. M.Zeki Karagülle
Tıbbi Onkoloji
Prof.Dr. Adnan Aydıner
Tıp Hukuku
Prof.Dr. Faik Çelik
Tıp ve Sanat
Prof.Dr. Faik Çelik
Üroloji
Prof.Dr. Emre Akkuş
 

 
 
 
Copyright 2018 Tüm hakkı saklıdır. Designed by: OrBiT
RSS Kayıt Ol e-Bülten Kayıt Giriş Yap
saglikpaneli.com ANA SPONSORLARI
saglikpaneli.com İÇERİK SPONSORLARI


SAĞLIK MERKEZİ KISA YOLLARI
Acil | Kardioloji | Adli Bilimler | Kulak Burun Boğaz | Aile Hekimliği Ve Check-Up | Diyabet Ve Metabolizma | Çocuk Hastalıkları | Farmakoloji | Anatomi | Anesteziyoloji ve Reanimasyon | Çevre ve Halk Sağlığı | Diş hekimliği | Enfeksiyon Hastalıkları | Sağlıklı Beslenme Ve Diyet | Göğüs Cerrahisi | Seyahat Sağlığı | Üroloji | Sağlık Politikaları | Psikiyatri | Göğüs Hastalıkları | Genetik Bilimler | Tıbbi Onkoloji | Diş hekimliği | Sağlık Tartışma Platformu | Diş hekimliği | Klinik Beslenme | Diş hekimliği | Genel Konular | Beyin ve Sinir Cerrahisi | Kadın Hastalıkları ve Doğum | Termal Sağlık Ve SPA Wellness | Diş hekimliği | Tıp Hukuku | Tıp ve Sanat | Cinsel Sağlık | Sosyal Psikiyatri |
SAĞLIK KONULARI
Cinsel Sağlık | Çocuk Psikolojisi | Diyabet | Domuz Gribi | Ergenlik - Adolesan Sağlığı | Erken Boşalma | Fitnes | Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar | Grip ve Soğuk Algınlığı | Güzellik&Estetik | Hamilelik | HIV/AIDS | Hipertansiyon | İlkyardım | İnfertilite/Kısırlık | İnme | Kanser | Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi | Kuş Gribi | Obezite | Sağlık Mevzuatı | Sertleşme Sorunu | Ses Kısıklığı | Sigara | Stres | Tamamlayıcı Tıp |
Sağlık Paneli
Sağlık Paneli Hakkında | Kullanım Koşulları | Gizlilik Sözleşmesi | Yasaklı Ürünler | Ürün Listeleme Kuralları | Üyelik Sözleşmesi | Telif Hakları Hakkında | Güvenli Alışveriş, Satıcı ve Alıcı Sözleşmesi | Güvenli Ticaret ve Ödeme Sisteminin Tanımı | Kişisel Sağlık Profili Yetkilendirme Sözleşmesi | Doktor Üyelik Sözleşmesi | Bize Ulaşın | E-bültenler | Üye Doktorlar | Üye Kurumlar | Doktor Ara | Kurum Ara | Forum | Tartışma Platformu
A - Z
Branşlar A-Z | Slide Show A-Z | Kadın Sorunları A-Z | Erkek Sorunları A-Z | Çocuk Sorunları A-Z | Anketler A-Z | İnteraktif Araçlar A-Z