+ Ana sayfanız yapın! + Favorilerinize ekleyin! Add to Google RSS Kayıt
Ol
e-Bülten Kayıt Giriş Yap
 
 
 
 
Sağlık Paneli Ana Sayfa Yazdır Arkadaşına Gönder
MAKALELER
 
 













MAKALELER: Kilo Ve Şeker Hastalığı

İçerik Eklenme Tarihi: 24.03.2009 14:42:21

Yazar
Prof.Dr. Temel Yılmaz

Paylaş ve Kaydet

Türkiye’de 3 milyon 200 bin kişi diyabet hastası. Her üç hastadan birisi ise hastalığının farkında değil. Yaklaşık 3 milyon kişi ise diyabet hastası olmaya aday

Bu rakamlar İstanbul Tıp Fakültesi ve Dünya Sağlık Örgütü’nün ortak çalışması sonucu ortaya çıkarıldı. Yapılan araştırmalara göre beslenme tarzı, hareketsiz yaşam biçimi önümüzdeki 20 yıl içinde diyabetli hastaların sayısını üç kat daha artıracak. Peki genç, çocuk, yaşlı demeden toplumun her kesimini bu denli etkileyen diyabet tedavi edilmezse ne olur? İşte ürkütücü yanıt: Kalp ve damar hastalıkları, körlük, böbrek sorunları, sinir sistemi hastalıkları, kangren... Türkiye’de yaklaşık 6 milyon kişiyi ilgilendiren diyabeti, korunma yöntemlerini ve diyabetle ilgili projeleri İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Türkiye Diyabet Vakfı Başkanı Prof. Dr. Temel Yılmaz ile konuştuk. 


Şeker hastalığındaki artışın sebebi nedir?

Diyabet, son 20 yıl içinde baş döndürücü hızla gelişen teknolojinin hayatımıza getirdiği yeni yaşam modelinden kaynağını alıyor. Tip 2 diyabet, geçmişte 30 yaş ve üstünün hastalığı olarak tarif ediliyordu. Ancak 21. yüzyılın gündemimize zorunlu olarak getirdiği olumsuz çevre şartları, otomobil, televizyon, bilgisayarla fiziksel aktivite, egzersizin azalması, stresli çalışma ortamı, liften fakir, yağdan zengin beslenme, fast food tarzı hazır yiyecekler nedeniyle şişmanlık ve tip 2 diyabet sıklığı hızla artıyor. Tip 2 diyabet artık daha erken yaşlarda, hatta çocuklarda da görülüyor. Dünya Sağlık Örgütü ve Uluslararası Diyabet Federasyonu verileri göz önüne alındığında diyabetteki artış hızı gelecek açısından büyük endişe veriyor. Dünyada 240 milyondan fazla diyabetli hasta var. Bu sayının 2015 yılında 300 milyonu aşması bekleniyor. 


Türkiye’de hasta sayısı kaç?

Türkiye’de diyabetli sayısı 3 milyon 200 olarak tahmin ediliyor. Bu sayıya ek olarak yaklaşık 3 milyon kişide gizli şeker hastalığı var. 


Diyabetin kaç çeşidi var?

İki tipi var. Birincisi, vücutta insülin hormonunun yetersiz veya hiç salgılanmaması (tip 1 diyabet). İkincisi, insülin salgılandığı halde hücrelerin buna duyarlı olmaması yani işlevini yerine getirememesi (tip 2 diyabet). Tip 1 diyabet, sıklıkla çocukluk çağında görülse de, erişkinlerde de ortaya çıkabilir. Diyabetlilerin yüzde 5 -10’unu teşkil eder. Diyabetlilerin asıl büyük kısmını oluşturan tip 2 diyabet ise genellikle 30 yaşın üstünde ortaya çıkar. Ancak günümüzde değişen beslenme alışkanlıkları ve fiziksel aktivitenin azalması gibi nedenlerle artık 10’lu yaşlarda da çocukluk çağında da görülebiliyor. 


Kimler risk altında?

Aşağıdaki özellikleri taşıyan kişiler diyabet gelişimi açısından risk altında: Yaşı 45 ve üstünde olan herkese, özellikle kilolu olanlarda şeker taraması yapılmalı. Sonuçlar normal sınırlarda çıkarsa şeker kontrolü 3 yıllık aralarla tekrarlanmalı. 45 yaş altındaki kilolu kişilerde aşağıdaki ek risk faktörleri de varsa kan şekeri taraması daha erken ve daha sık olarak yapılmalı:

Hareketsiz yaşam tarzı. * Birinci derece akrabasında, yani anne, baba, kardeşlerinde diyabetli olanlar. * Gebelikte 20 kilonun üzerinde kilo alan bayanlar, 4 kilo ve fazla ağırlıkta bebek doğurmuş veya daha önceki gebeliğinde gestasyonel diyabet tanısı olanlar. * Yüksek kan basıncı (140/90 mmHg ve üstü). *HDL kolesterolün 35 mg /dl veya trigliserid seviyesi 250 mg /dl üzerinde olması. *Daha önce bozulmuş glukoz toleransı (OGTT’de 2 -saat kan şekeri 140 -199 mg/dl) veya bozulmuş açlık glukozu (açlık kan şekeri 100 -125 mg/dl) tanısı konma. * İnsülin direnci ile ilişkili klinik durumlar (örn. polikistik over sendromu * Koroner hastalığı öyküsü.


Diyabet genetik bir hastalık mı?

Ailede diyabet öyküsü olanlarda risk artar. Eğer siz tip 1 diyabetli erkekseniz çocuklarınızda diyabet olma olasılığı yaklaşık 1 / 17’dir. Eğer tip 1 diyabetli kadınsanız ve çocuğunuzu 25 yaşından önce doğurmuşsanız çocuklarınızda diyabet gelişme riski yaklaşık 1 / 25’tir. Eğer anne ve babanın ikisinde de tip 1 diyabet varsa çocuklarda şeker hastalığı görülme riski 1 / 10 ile 1 / 4 arasında değişir. Tip 2 diyabet bazı ailelerde sık görülür. Ailede birinci derecede akrabalarda 5’ten fazla kişide Tip 2 Diyabet varsa Tip 2 Diyabetin görülme yaşı 40 yaşın altına iner. Eğer anne ve babanın her ikisinde de tip 2 diyabet varsa, çocuklarda diyabet gelişme riski yüksektir.


Diyabetin belirtileri neler?

Tip 1 diyabetli hastalarda sıklıkla çok su içme, sık idrara çıkma, hızla kilo verme gibi şikayetler ön planda olduğu halde; tip 2 diyabet gizli şeker döneminde hızlı yemek yeme, çok yemek yeme, çabuk acıkma, tatlı krizi, uzun açlıklarda ellerde titreme, sinirlilik, yemekten sonra yorgunluk ve uyku hissi, ve sinirlilik hali, gittikçe kilo alma gibi şikayetlerle sinsi bir şekilde başlar. Bu nedenle tip 2 diyabette tanı sıklıkla geç konur. Klinik diyabet ortaya çıktığında sıklıkla görülebilen belirtiler:

* Çok su içme ve ağız kuruması. * Çok idrara gitme

Çok acıkma. * Çok yemek yemeye rağmen zayıflama ve halsizlik. * Yaraların geç iyileşmesi. * Ayaklarda uyuşma ve karıncalanma. * Görmede bulanıklık. * El ayalarında ve ayak altlarında yanma.


Kan şekerinin normal değerleri neler?

Uluslararası Diyabet Federasyonu Aralık 2006’da yapılan konsensus toplantısında alınan karar gereği açlık kan şekeri 110 mg / dl’nin üzerinde olan herkes diyabet açısından risklidir, olarak açıklamıştır. Tokluk kan şekerinde ise normal değer 140 mg/dl’dir. Açlık kan şekeri 126 mg/dl, tokluk kan şekeri 200 mg/dl ve üstü ise diyabetik değerlerdir.


Diyabetin ortaya çıkmasında beslenmenin etkisi nedir?

Günümüzdeki yaşam tarzında beslenmenin fast food’a kayması, stres, fiziksel aktivitenin azalması gibi değişiklikler dünyada hızla şişmanlığın artmasına yol açıyor. Fazla kilo veya şişmanlık genellikle vücudun glukoz metabolizmasındaki bozuklukla beraberdir. Tip 2 diyabetlilerin yüzde 80’inden fazlası fazla kiloludur.


Fazla kilo diyabeti nasıl etkiliyor?

Diyabette ideal kiloyu korumak, vücut yağ oranını normal sınırlar içinde tutmak gerekir. Kiloluysanız vücut ağırlığınızın sadece yüzde 10’unu bile azaltmak kan şekerinizi güvenli sınırlarda tutmaya yardımcı olacaktır. 

 


Diyabetle ilgili yeni projeler var mı?

Diyabetin çok hızlı artması, geniş kitleleri etkilemesi, ciddi sağlık sorunlarına yol açması, yaşam süresini kısaltması nedeniyle Birleşmiş Milletler 2006 yılında diyabeti küresel bir hastalık kabul etti ve tüm ülkelerden sağlık otoritelerine diyabetle mücadele çağrısı yaptı. Ülkemizde de Sağlık Bakanlığı’nın onayıyla ‘Diyabete Siz Yön Verin Projesi’ yürütülüyor. Çeşitli derneklerin ve Novo Nordisk’in katkıları olan bu projeyle doktorlar, diyabet hemşireleri, diyetisyenler ve eczacıların eğitimlerini pekiştirmek için toplantılar yapılıyor. Ayrıca Türkiye çapında halk toplantıları düzenleniyor. Diyabetli hastalar eğitiliyor. Bir de Dünya Diyabet Vakfı önderliğinde, Novo Nordisk’in katkılarıyla ‘Diyabeti Değiştirmek Tırı Dünya Turu’nun Türkiye etkinlikleri var. Diyabet tırı 2 yıldan beri 5 kıtada, 22 ülkede toplam 140 bin kişi tarafından ziyaret edildi. Diyabetle ilgili insanları bilinçlendirmeyi hedefleyen diyabet tır, 15 Aralık’ta ülkemize giriş yaptı. Tırın İstanbul ayağı bugün sona eriyor. Ama 22 -24 Aralık tarihleri arasında her gün 10.00 -16.00 saat aralığında İzmir Konak Meydanı’nda halkın ziyaretine açık olacak. Halka ücretsiz kan şekeri ölçümü yapılacak. 


Şekerlere rehber


Diyabetinizi kontrol altında tutmak ve daha sağlıklı bir gelecek için stratejiler:


* Her yıl check - up yaptırın

Diyabet tedavisinin yanı sıra her yıl bir kez check up yaptırın. Yıllık muayene böbrek, kalp, göz gibi organlarınızın durumunu da ortaya çıkaracaktır. Diyabette vücudun savunma sistemi bir süre sonra bozulur. Buna bağlı olarak hastalar daha sık enfeksiyonlara maruz kalır, örneğin mantar enfeksiyonları, tüberküloz, gribal enfeksiyonlar. Bu risklere karşı önlem alın.


* Testlerinizi yaptırın

Haftada en az bir yada birkaç kez üç öğün sabah, öğlen akşam açlık ve tokluk kan şekerinizi ölçün. Uykuda gece 04.00 civarı haftada bir kez ölçün.

Her üç ayda bir mutlaka hemoglobin A1C testi yaptırın. HbA1c diyabette organ hasarlarının en önemli göstergesidir.HbA1C testi üç aylık açlık ve tokluk ortalamayı gösterir, mutlaka % 6,5’un altında tutun. Kan yağları yüksek olanlar üç ayda bir kolesterol, ürik asit, trigliserid’i ölçtürün. Elekro EKG, karaciğer fonksiyon testleri, ayak damarlarını inceletin. Mikro albüminüri testini yılda bir kez yaptırın.


HbA1C – Diyabette Organ Hasarı İlişkisi


HbA1C%  Organ hasarı


6,5 ve altı  Beyaz alan

                  Organ hasarı yok


6,6 – 8,0  Sarı alan

                  Koroner arter hast.

                  Hipertansiyon

                  Ayak arter bozukluğu

                  Serebral damar hasarı


8,1 ve üstü  Kırmızı alan

                  Göz (Retina) bozukluğu

                  Böbrek fonksiyon bozukluğu

                  Sinir hasarı(Nöropati)

                  Osteoporoz
 
 
 


* Her yıl gözlerinizi muayenesine gidin

Göz doktoruna gitmek diyabetin görme bozukluklarına yol açma riskini azaltır eğer bir sorun varsa erkenden teşhis edilip tedavi şansını artırır. Eğer diyabetenizi, yüksek tansiyonunuzu, böbreklerinizi çok nadir kontrol ettiriyorsanız, göz doktorunuzu daha sık aralıklarla ziyaret edin.


* Yılda iki kez dişlerinizi kontrol ettirin

Şeker yüksekliği bağışıklık sisteminizi zayıflattığı için bakteriler ve virüslerle savaşma yeteneğiniz sınırlanır. Ağzınızın içi bakterilerle dolduğu için dişetleri enfeksiyonlar için uygun zemin oluşturur.


* Ayaklarınıza bakın

Diyabet ayaklarınızdaki sinirle ağını hasara uğratarak his kaybının azalmasına yol açabilir. Ayrıca damar duvarlarını bozarak damarların hasar görmesine ve ayaklara giden kan miktarının azalmasına neden olur.

Bu nedenle her gün cildinizde kesi, kızarıklık, şişlik ve iltihaplı tırnak olup olmadığını kontrol edin. Ayaklarınızı temiz ve kuru tutun.

Eğer ayaklarınızda nasır veya ciltte sertlikler saptadıysanız vakit kaybetmeden hekime başvurun. Eğer hekim uygun görürse nasır ve sertliklerin giderilmesi amacı ile banyo veya duş sonrasında ponza taşı kullanabilirsiniz. Tırnaklarınızı düzenli kesin. Diyabetli hastanın her zaman çorap ve ayakkabı giymesi gerektiğini unutmayın. Ev içinde ve dışında asla çıplak ayakla dolaşmayın. Günlük kullanım için spor ayakkabı tercih edin. 


* Sigara içmeyin

Sigara içen diyabetli hastalar diyabetli olmayanlara koroner kalp hastalıklarına yakalanma riskleri daha fazla. Sigaranın damarları daraltması kanların bacaklara akımını azaltır. Amerika da yılda 100 bin kişinin üstünde insana diyabet nedeniyle bacak amputasyonu yapılmaktadır. Bunların tamamı sigara içen hastalardır. Ayrıca sigara böbrek hastalıkları ve sinir sistemi üzerindeki hasar riskinide çoğaltır.


* Stresinizi dizginleyin

Stres insülünü bloke edecek hormonların üretimin ve kan şekerinin yükselmesine neden olur. Eğer çok stres altındaysanız diyabetinizi kontrol altında tutmak zorlaşacaktır. Bu nedenle stresten uzak durun. 


* Beslenmeye dikkat

Mutlaka günde 3 ana öğünle birlikte 3 ara öğünü kesinlikle ihmal etmeyin. Ana öğünlerde beyaz ekmek, simit gibi beyaz un ve meyveden kaçının. Kepekli çavdar, yulaflı emilimi uzun gıdalar alın.

Sıvı, bitkisel veya diğer yağlar fark etmez, yağları azaltın. Yağlı kırmızı et yerine balık, derisiz tavuk eti ve az yağlı süt ürünlerini seçin. Daha çok sebze, meyve ve lifli gıda yiyin. Tuzu azaltın. Kek, kurabiye, pasta gibi hamur işleri, yağda kızarmış soslu yiyeceklerden uzak durun. Kaymak, krema, mayonuz tüketmeyin. Ekmek ve tahıl ürünlerinin lif ve şeker miktarlarını kontrol edin. Lif oranı yüksek, şeker oranı düşük ürünleri seçin. Diyabetik yazılı besinlerde glikoz veya sofra şekeri yoktur, düşük kalorili tatlandırıcı içerirler. Yiyecek paketlerinin üstündeki etiketleri dikkatli okuyun. Etiketleri okumak sağlıklı yiyecekleri seçmekte size yardımcı olur. Çay, kahve, ıhlamur, bitki çayları (tatlandırıcıyla), diyet olması koşuluyla kola, gazoz veya maden suyu ve soda içilebilir. Ancak şeker içermesi nedeniyle bir dubleden fazla alkol almayın. Doktorunuz veya diyetisyeniniz sevdiğiniz yemekleri kullanarak dengeli bir beslenme planı hazırlamanızda yardımcı olabilir. 


* Egzersiz yapın

Düzenli yapılan egzersiz, kan şekerinizi daha iyi kontrol altında tutmayı sağlar ve fazla kilolarınızdan kurtulmaya yardımcı olur. Ancak egzersize başlamadan önce doktora başvurmayı ihmal etmeyin. Egzersiz sırasında oluşabilecek hipoglisemi riskine karşı basit şeker içeren besinler bulundurun. Pratik olarak kendinize bir adım sayar (padometre)alın ve günde 8-10 bin adım atın.

 


Diyabetten korunun


* Şişmanlamayın. Fast food’tan uzak durun. Sık aralıklı bir beslenme programı sürdürün. Yağlardan alınan kalorinin, günlük kalori ihtiyacının yüzde 30’unu geçmemesi gerektiğini unutmayın. Et, balık ve peynir alırken yağ oranı düşük ürünleri tercih edin. Hayvansal yağlardan uzak durun. Krema ve yağlı süt ürünlerini kullanmaktan kaçının.

Ekmek ve tahıl grubunda kepekli buğday, çavdar ekmeği, yulaf ezmesi ve mısır gevreğini tercih edin. Yağsız tavuk, hindi ve balık etini, koyun ve sığıra tercih edin. Kızartma yerine ızgara, haşlama, buğulamayı seçin. Tahıl, sebze ve meyve tüketimi artırın. Fazla tuz, hazır salata sosları ve mayonezden uzak durun.

* Düzenli egzersiz yapın. Araştırmalar iyi bir egzersiz programının gizli şekerin bulgularını çok hızlı biçimde düzelttiğini gösteriyor.

* Risk grubundaysanız glikoz yükleme testi yaptırın.

* Hastalıkların belirti vermesini beklemeyin. Diyabet sinsi bir hastalıkdır. Bir organın bozulmaya başlaması ile belirti vermesi arasında en az 10 yıl vardır. Örneğin böbrekler bozulmaya başladıktan 10 yıl sonra reaksiyon verir, koroner damarlar yüzde 60’ı tıkandıktan 10 yıl sonra bulgu vermeye başlar. Hiçbir semptom olmasada kalp koroner, böbrek, göz, sinirler gibi yaşamsal önemi olan organları düzenli kontrol ettirin, detaylı bir kontrolden geçin ve eğer bir sorun varsa önceden önlem alın.

* Sigarayı ve fazla alkolü hayatınızdan uzak tutun.

 


Doğru bilinen yanlışlar


* Ekşi meyvelerde daha az şeker var: (Yanlış)

Ekşi veya tatlı meyvenin içerdiği karbonhidrat (meyve şekeri) miktarı farklı değil. Ancak meyveler olgunlaştıkça içindeki şeker miktarı artar ve emilimi hızlanır. Bu nedenle kayısı, armut, şeftali, muz gibi meyvelerin yumuşak ve sulu olduğu dönemlerde yenilmemesi veya daha sert olanların seçilmesi kan şekerinin kontrolü için önemli.

* İnsülün kullananlar bulantı ve ateşle seyreden hastalıklarda insülün tedavisini bırakmalı: (Yanlış)

Aksine enfeksiyon insilüne olan gereksinimi artırır.

* Çok şeker yiyen şeker hastası olur: (Yanlış)

Fazla miktarda şeker alımı ile diyabetli olma arasında bir ilişki yok. Ancak şeker ve şeker içeren yiyeceklerin fazla miktarda yenilmesi şişmanlığa neden olur. Eğer kişinin diyabetli olmaya yatkınlığı varsa şişmanlık diyabetin ortaya çıkışını hızlandırır.

* Doğal balda şeker yoktur, serbestçe yenilebilir:(Yanlış)

Hem doğal balda hem de yapay balda glikoz ve fruktoz vardır. Bal kan şekerini yükselten bir besindir.

* İnsülün bağımlılık yapar. (Yanlış)

İnsülün alışkanlık ya da bağımlılık yapmaz.

* Bazı bitkiler kan şekerini düşürür? (Yanlış)

Bitkilerin yenilmesi ya da kaynatıldıktan sonra içilmesi kan şekerini düşürmez.

* Diyabeti olan biri kan bağışında bulunamaz: (Yanlış)

Diyabet kan bağışı yapmayı engellemez. Diyabet bulaşıcı ve kan yoluyla geçen bir sağlık sorunu değil.

* Kan şekeri (hipoglisemi) düşünce çikolata yenilebilir: (Yanlış)

Kan şekeri düşünce acil önlem olarak 2 -3 adet kesme şeker ya da glikoz tablet almak gerekir. 1 bardak şekerli meyve suyu da içilebilir. Ancak çikolata şeker dışında yağ içeren bir besindir. Bir besinin içeriğindeki yağ emilimi o yiyeceğin içindeki şekerin kan şekerini yükseltme hızını baskılar.

 

Anahtar Kelimeler: diyabet , tedavi , diyabet çeşitleri

Paylaş ve Kaydet



EN ÇOK OKUNANLAR

EN SON EKLENENLER
  Acil
Yrd.Doç.Dr. Ayhan Özşahin
Adli Bilimler
Prof.Dr. Sermet Koç
Aile Hekimliği Ve Check-Up
Uzm.Dr. Cüneyt Özüak
Anatomi
Prof.Dr. Salih Murat Akkın
Anesteziyoloji ve Reanimasyon
Prof.Dr. Ercüment Yentür
Beyin ve Sinir Cerrahisi
Prof.Dr. Mehmet Yaşar Kaynar
Cinsel Sağlık
Prof.Dr. Doğan Şahin
Çevre ve Halk Sağlığı
Uzm.Dr. Murat Fırat
Çocuk Hastalıkları
Prof.Dr. Haluk Çokuğraş
Diş hekimliği
Dt. Celal Yıldırım
Dt. Saba Eryılmaz
Diyabet Ve Metabolizma
Prof.Dr. Temel Yılmaz
Enfeksiyon Hastalıkları
Prof.Dr. Haluk Eraksoy
Farmakoloji
Prof.Dr. Aydın Barlas
Genetik Bilimler
Prof.Dr. Turgut Ulutin
Göğüs Cerrahisi
Prof.Dr. Kamil Kaynak
Göğüs Hastalıkları
Prof.Dr. Gül Öngen
Kadın Hastalıkları ve Doğum
Prof.Dr. M. Cihat Ünlü
Kardioloji
Prof.Dr. Zeki Öngen
Klinik Beslenme
Prof.Dr. Ercüment Yentür
Kulak Burun Boğaz
Prof.Dr. Asım Kaytaz
Prof.Dr. Ferhan Öz
Psikiyatri
Prof.Dr. M. Kemal Arıkan
Sağlık Politikaları
Yrd.Doç.Dr. Haluk Özsarı
Sağlık Tartışma Platformu
Op.Dr. M.Şükrü Güner
Sağlıklı Beslenme Ve Diyet
Doç.Dyt Emel Özer
Seyahat Sağlığı
Prof.Dr. Volkan Korten
Sosyal Psikiyatri
Prof.Dr. Doğan Şahin
Termal Sağlık Ve SPA Wellness
Prof.Dr. M.Zeki Karagülle
Tıbbi Onkoloji
Prof.Dr. Adnan Aydıner
Tıp Hukuku
Prof.Dr. Faik Çelik
Tıp ve Sanat
Prof.Dr. Faik Çelik
Üroloji
Prof.Dr. Emre Akkuş
 

 
 
 
Copyright 2018 Tüm hakkı saklıdır. Designed by: OrBiT
RSS Kayıt Ol e-Bülten Kayıt Giriş Yap
saglikpaneli.com ANA SPONSORLARI
saglikpaneli.com İÇERİK SPONSORLARI


SAĞLIK MERKEZİ KISA YOLLARI
Acil | Kardioloji | Adli Bilimler | Kulak Burun Boğaz | Aile Hekimliği Ve Check-Up | Diyabet Ve Metabolizma | Çocuk Hastalıkları | Farmakoloji | Anatomi | Anesteziyoloji ve Reanimasyon | Çevre ve Halk Sağlığı | Diş hekimliği | Enfeksiyon Hastalıkları | Sağlıklı Beslenme Ve Diyet | Göğüs Cerrahisi | Seyahat Sağlığı | Üroloji | Sağlık Politikaları | Psikiyatri | Göğüs Hastalıkları | Genetik Bilimler | Tıbbi Onkoloji | Diş hekimliği | Sağlık Tartışma Platformu | Diş hekimliği | Klinik Beslenme | Diş hekimliği | Genel Konular | Beyin ve Sinir Cerrahisi | Kadın Hastalıkları ve Doğum | Termal Sağlık Ve SPA Wellness | Diş hekimliği | Tıp Hukuku | Tıp ve Sanat | Cinsel Sağlık | Sosyal Psikiyatri |
SAĞLIK KONULARI
Cinsel Sağlık | Çocuk Psikolojisi | Diyabet | Domuz Gribi | Ergenlik - Adolesan Sağlığı | Erken Boşalma | Fitnes | Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar | Grip ve Soğuk Algınlığı | Güzellik&Estetik | Hamilelik | HIV/AIDS | Hipertansiyon | İlkyardım | İnfertilite/Kısırlık | İnme | Kanser | Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi | Kuş Gribi | Obezite | Sağlık Mevzuatı | Sertleşme Sorunu | Ses Kısıklığı | Sigara | Stres | Tamamlayıcı Tıp |
Sağlık Paneli
Sağlık Paneli Hakkında | Kullanım Koşulları | Gizlilik Sözleşmesi | Yasaklı Ürünler | Ürün Listeleme Kuralları | Üyelik Sözleşmesi | Telif Hakları Hakkında | Güvenli Alışveriş, Satıcı ve Alıcı Sözleşmesi | Güvenli Ticaret ve Ödeme Sisteminin Tanımı | Kişisel Sağlık Profili Yetkilendirme Sözleşmesi | Doktor Üyelik Sözleşmesi | Bize Ulaşın | E-bültenler | Üye Doktorlar | Üye Kurumlar | Doktor Ara | Kurum Ara | Forum | Tartışma Platformu
A - Z
Branşlar A-Z | Slide Show A-Z | Kadın Sorunları A-Z | Erkek Sorunları A-Z | Çocuk Sorunları A-Z | Anketler A-Z | İnteraktif Araçlar A-Z