+ Ana sayfanız yapın! + Favorilerinize ekleyin! Add to Google RSS Kayıt
Ol
e-Bülten Kayıt Giriş Yap
 
 
 
 
Sağlık Paneli Ana Sayfa Yazdır Arkadaşına Gönder
Termal Sağlık Ve SPA Wellness / MAKALELER Prof.Dr. M.Zeki Karagülle
 
 
ALT BAŞLIKLAR
Listelenen içerikleri, belli bir alt başlıkta/alt branşta filtrelemek için, aşağıdaki listeden seçim yapabilirsiniz.

+ Tüm Alt Başlıklar + Genel Konular










MAKALELER: Termal Sağlık ve Kaplıca Tedavisi

İçerik Eklenme Tarihi: 15.09.2009

Yazar
Prof.Dr. M.Zeki Karagülle

Paylaş ve Kaydet

Termal ve mineralli suların dinlenme ve sağlık amaçlı kullanımı insanlık tarihi ile yaşıttır. Türkiye toprakları bu kullanıma şahitlik eden sayısız tarihsel kalıta sahiptir.

Kaplıcalar; Tarihsel ve Doğal Zenginlik
Termal ve mineralli suların dinlenme ve sağlık amaçlı kullanımı insanlık tarihi ile yaşıttır. Türkiye toprakları bu kullanıma şahitlik eden sayısız tarihsel kalıta sahiptir. Türkçe’de sıcak sular ve çıktıkları yerlere “ılıca” denir. Buralar, amaca uygun tesisler ve hamamlar yapılması ile “kapalı ılıca” diye anılır olmuş, sonradan da “kaplıca” sözcüğü gelişmiştir. Türkler Anadolu’ya getirdiklerinde “Çerge” (buhar banyosu) geleneğini burada karşılaştıkları Roma banyosu ile uyumlaştırarak “Türk Hamamı” kullanımını geliştirdiler. Termal su bulunan yörelerde ise, suyu havuzlarda da kullanarak “Türk Kaplıca Hamamı” tarzını yarattılar. Böylece, hem sağlık, hem de temizlik amacıyla kaplıcaları kullandılar. Kaplıca geleneği, ülkemizin zengin mineralli sıcak su kaynakları sayesinde güçlü bir sosyokültürel bir olgu olarak varlığını günümüzde de sürdürüyor. Kaplıcaların sağlığı koruma-geliştirme, tedavi ve rehabilitasyon amaçlı modern kullanımı ise ülkemiz de dahil olmak üzere, başta Avrupa, Asya, Afrika ve Güney Amerika’da son on yılda bilimsel bilgi birikimiyle giderek güçlenen ve yaygınlaşan bir yaklaşım.

Günümüzde Kaplıcalar ve Sağlık
 

Herhangi bir hastalığa henüz yakalanmamışken, sağlığını koruma ve daha sağlıklı yaşama isteği ve bilinci günümüz insanının “yeni” bir karakteristiğini oluşturuyor. İşte tam bu noktada, sağlık turizmi devreye giriyor, bu bağlamda sık dile getirilen “sağlık tatili” yada “tatilde sağlık” kavramları da söz konusu. Giderek daha iyi anlaşılıyor ki, günlük yaşantının getirdiği stres, yorgunluk ve gerginliklerden uzak bir kaplıca ortamı günümüz insanının sadece fiziksel-bedensel değil, zihinsel-ruhsal sağlığı için de ideal bir atmosfer ve ortam oluşturuyor. Sıcak su banyoları, içmeler, inhalasyonlar ve buhar banyoları gibi kaplıcalara özgü uygulamalar ile, çoğu kaplıca merkezinde uygulanan egzersiz, masaj, diyet ve beslenme ve daha başka doğal ve geleneksel yöntemler kaplıcaları “sağlık tatili” için ideal ortamlar haline getiriyor. Bu arada, wellness, fitness, anti-stres, anti-yaşlanma gibi, yani stresi, yaşlanmayı önleyici, insanı daha güçlü yapıcı birtakım kür kavramları gelişiyor. Wellness denilen “sihirli” sözcük, İngilizce, wellbeing ile fitness sözcüklerinden türetilmiş yapay bir sözcük olarak, daha sağlıklı bir yaşam amaçlı bir tatil-dinlenme için kaplıcalarda kür almayı seçme ve daha sağlıklı olarak kaplıcadan dönme anlamında da kullanılıyor.

Kaplıcaya gitmek için hasta olmayı beklemeyelim!
 

Hastalanmayı beklemeden, 1 ila 2 hafta yada 10 ila 12 gün süreyle yada bir hafta sonu (artarda birkaç hafta sonu tekrarlanarak) yada haftanın bir-iki günü (yine her hafta tekrarlanarak) bir kaplıca yöresinde konaklayarak yada bir kaplıca yöresinde yaşıyorsak ayaktan “kaplıca kürü” almak için, aslında herkesin en az bir nedeni olabilir;

• Sağlığı koruma ve geliştirme
• Günlük streslerden uzaklaşma; “Stres atma”
• Kendinizle baş başa kalma
• Bedensel ve ruhsal zindelik kazanma
• Sağlıklı beslenme, diyet ve kilo verme
• Ağrısız fiziksel ve kaygısız ruhsal aktivite
• Sağlıklı yaşam tarzını yaşayarak öğrenme
• Sağlıklı bir tatil geçirme veya sağlık tatili yapma


Kaplıca, Termal Kür ve Yaş Sınırı
 

Kaplıca kürü almak için belirli bir yaş sınırı yoktur. İleri yaşlılar ve çocuklar da kaplıcalarda rahatlıkla kür uygulamasına gelebilirler. Fransa’da örneğin yılda 40 bin çocuğun kaplıca tedavisine gittiğini biliyoruz. Özellikle de çocuklarda alerjik solunum sistemindeki sorunlarında, örneğin saman nezlesi ve astım bronşiyal gibi hadiselerde veya egzama, akne gibi cilt rahatsızlıklarında kaplıca kürleri ile olumlu sonuçlar alınıyor. Ama ülkemizde ne yazık ki çocukların kaplıca kürü almaları henüz yaygın bir uygulama değil.
 

İleri yaştaki kişilerde de kaplıca termal kürlerinin sağlığı güçlendirici etkileri söz konusu. Bu durumda bazı faktörlerin göz önünde tutulması, özellikle bazı konulara dikkat edilmesi gerekiyor. Örneğin yaşlılarda vücudun yanıt verebilme yeteneği, özellikle kalp damar ve solunum fonksiyonlarının yeterliliği ön koşulları geçerli. Henüz genç nüfusun ağır bastığı ülkemizde geleceğin ileri yaşlılarının sağlıklarını korumada kaplıca olanaklarımızı daha iyi değerlendirmemizin önemi ve yararı açıkça ortada.

Kaplıca Kürünün Süresi
 

Kaplıca kür uygulaması bir anlamda bir uyarı ve uyum tedavisidir. Bu yüzden belirli bir zaman aralığında gerçekleştirilmelidir. Yapılan çalışmalarda bu sürenin en az 10 gün optimum 15 gün olduğu gösterilmiştir,.ama durumlarda üç hafta bazen de dört hafta gerekli olabilir. Son, yapılan bir çalışma 6 hafta süreyle haftada bir gün iki banyo uygulaması ile de olumlu sonuç alındığı bildirilmiştir. Dolayısıyla, değişik süre ve formlarda kaplıca kürleri ile daha geniş ve yaygın kullanım seçenekleri devreye girebilir.

Kaplıca Kürünün Kanıtlanmış Etkileri
 

Kaplıca kürürün en iyi kanıtlanmış etkisi ağrı giderici etki, ülkemizde ve dünyada yapılmış bir çok çalışma ile çok net saptanmış bir etki bu. Özellikle , bu ağrı giderici etkinin kaplıca tedavisi sonrasında bir yıla kadar devam ediyor olması dikkat çekici ve bu sayede hasta kullandığı ağrı kesici ilaçlarda azaltmaya gidebiliyor. Bu etki tabi ki öncelikle romatizma hastaları için çok önemli, ama, bu etki genel kas ve yorgunluk ağrıları olan sağlıklı kişiler için de geçerli.
 

Kaplıca kürünün bir diğer önemli etkisi hastanın yaşam kalitesini yükseltmesi, yani kaplıca kürü sonrası kişinin daha kaliteli yaşaması, işinde, sosyal ve ev yaşantısında daha etkin yaşaması olanaklı oluyor. Çok iyi kanıtlanmış olan bu kür etkisi uzun süreli (6aydan 9 aya kadar) etkileri arasında kaplıca tedavisinin.
 

Kaplıca kürünün yarattığı toplam etkinin kişideki yansıması ise genel bir iyilik hali, başka bir deyişle fiziksel olarak daha sağlıklı bir vücut ve daha sağlıklı fizyolojik fonksiyonlar, sonuçta da daha etkin ve sağlıklı bir yaşam tarzı elde etmek olanaklı iki haftalık bir kaplıca ziyareti sonunda.

Çağdaş iş ortam ve tarzlarının getirdiği stres yoğun ama fiziksel aktivite zayıf yaşam biçiminin, günümüzün bir çok müzmin hastalığına zemin yarattığı ortada. Sağlıklı bir yaşam sürdürmede kaplıca kürlerinin sıraladığımız bu sağlık etkileri giderek daha iyi anlaşıldıkça, çağdaş insan bu doğal sağlık seçeneğini daha fazla kullanmaya yönelmekte.

Farklı Suların Özel Etkileri
 

Kaplıca kürlerinde kullanılan termal ve mineralli suları tek tek karbondioksitli sular, kükürtlü sular, tuzlu sular ve radonlu sular gibi alt başlıklar altında incelediğimizde, aslında her suyun kendine özgü belirli spesifik etkileri olduğunu görüyoruz. Bu konuda giderek artan bir bilgi birikimi var. Örneğin kükürtlü suların vücuttaki iltihabı süreçleri baskıladığını biliyoruz. Gene son bizim Almanya’da yürüttüğümüz bir çalışmada tuzlu suların kas gerginliklerini ve ağrılarını azalttığını genel bir rahatlama sağladığını gösterdik. Yine özellikle tuzlu ve kükürtlü suların genel olarak eklem şişliğiyle belli eden iltihaplı süreçleri baskıladığını biliyoruz. Karbondioksitli sular ise daha çok kalp dolaşım sistemi üzerinde çok olumlu etkilere sahipler; kalp üzerinde bir yüklenme yaratmadan dolaşımı teşvik ediyorlar, vücut uç kısımlarının kanlanmasını arttırıyorlar ve hipertansiyonlu olgularda tansiyonu düşürüyorlar.
 

Bu sıraladıklarımız banyo tarzında uygulamalarla elde edilen etkilerdi. İçme tarzında düşündüğümüzde, karbondioksit ile devam edersek, karbondioksit örneğin minerallerin ve bazı maddelerinin mideden emilimini kolaylaştırıyor, çünkü midenin kanlanmasını arttırıyor, ayrıca içilme sırasında dilimizdeki tat reseptörlerini baskılayıp, sonuçta mineralli suyun içimini kolaylaştırıcı bir etkisi var. Sülfatlı suların safra kesesi üzerine ve bağırsak tembelliği üzerine olumlu etkileri, kalsiyumlu ve magnezyumlu suların ise kemik yapısı, kas ve sinir işlevleri, kalp çalışması üzerine bir dizi yaralı etkileri söz konusudur.

Kimler için Kaplıca Uygun Değildir?
 

Belki sağlıklı bir insan kaplıca kürü aldığında çok az sorun çıkabilir, ama uzman bir doktorun yönlendirmesi söz konusu değilse, aşağıdaki durumlarda kaplıca tedavisi ve kürünün uygulanması sakıncalıdır,
• Ateşle seyreden hastalıklarda, ve herhangi bir organının enfeksiyon hastalıklarında (örneğin sarılık, plörezi, nefrit vb.); çünkü enfeksiyon daha ağırlaşabilir, vücut sıcaklığı çok yükselebilir
• Hastalıkların akut (alevlenme) dönemleri; çünkü bu durumda altta yatan hastalık süreçlerini kaplıca tedavisi daha da fazla şiddetlendirebilir
• Organ yetersizlikleri (örneğin kalp, böbrek, karaciğer gibi organların yetersizliklerinde); sonuçta kaplıca tedavisi vücuttaki organlarda yanıt oluşturan bir yani, onlar üzerinde bir uyarı sevk eden bir yöntem olduğu için
• Aktif tümör ve kanser,
• Aktif ülser olguları,
• Kanama ile seyreden durumlar

Kaplıca Kürünün Avantajları
 

Diğer yandan, kaplıca kürü daha uygulanması sırasında bir dizi avantajlar sağlar. Şöyle
ki;
 

• Kişi günlük iş ve aile yaşantısının yarattığı fiziksel ve ruhsal streslerden uzaklaşır.
• Kişi yaşadığı ortamda varolan ve hastalığını kötüleştirici etki gösteren bir çok faktörün etkisinden uzaklaşır.
• Kaplıca yöresinin ve ikliminin olumlu ve yararlı faktörleri devreye girer.
• Kişinin günlük yaşantısı (diyet, egzersiz, uyku, dinlenme) düzene sokulabilir.
•Kişinin hastalığı ile günlük iş ve aile yaşantısını aktif sürdürülebilmesi için rehabilitasyon çalışması yapılabilir.
• Kişi hastalığı konusunda etkin bir sağlık eğitiminden geçirilebilir.

Ülkemizde daha çok halkın kendi kendine gerçekleştirdiği kaplıca tedavisi uygulamalarının, bilimsel yöntemlerle yürütülmesi gerekir;
 

Kaplıca tedavisinde kullanılması gereken olan sular ve uygulanacak olan yöntemlerin neler olduğu; hastaların yaşları, sahip oldukları hastalıklar gibi özelliklerine göre değişiklik gösterir.
Uygun banyo suyu sıcaklığı genelde 34-36 santigrad derece olarak kabul edlir. Bu sıcaklıktaki suda uygulanacak banyonun süresi günlük bir seferde 20 dk’dır. Banyolar 2-4 hafta süreyle günde bir ya da gün aşırı bir banyo şeklinde yapılır. Karbondioksitli sularla yapılan banyolarda önerilen yöntem ise 2 gün üst üste banyo yapıp üçüncü gün ara verilmesidir.
 

Karbondioksitli su banyoları dışında hastaların banyo havuzu içerisinde rahatça hareket edebilmesi gerekir. Karbondioksitli su banyolarında ise, kalbe ek yük gelmesinden kaçınmak için hastanın banyo havuzunda hareketsiz kalması gerekir. Özellikle yaşlıların ve hafif derece kalp yetmezliği olanların yarım banyo uygulamasını kullanmasında fayda vardır. İleri derece kalp yetmezliği olanların ise kaplıca sularıyla banyo uygulaması sakıncalıdır.

Çeşitli sularla banyo yöntemleri:
 

*Tuzla niteliğindeki sular (%1,5 - 5 NaCl içerenler):
Bu suların kullanıldığı durumlar romatizmal hastalıklar, ortopedik hastalıklar, kaza sonrası rehabilitasyon tedavileri ve bazı kadın hastalıklarıdır.Kür süresi 3-5 haftadır ve toplam 15-20 kür uygulanır. Banyo süresi günlük 20-30 dk’dır. Uygun banyo sıcaklığı ise 36-42 santigrad derecedir.

*Kükürtlü sular: (1-50 mg / L -2 değerlikli Kükürt içerenler):
Bu suların kullanıldığı durumlar romatizmal hastalıklar, ortopedik hastalıklar, kaza sonrası rehabilitasyon tedavileri, bazı kadın hastalıkları ve dermatolojik hastalıklardır. Kür süresi 3-5 haftadır ve toplam 15-20 banyo kürü uygulanır. Banyo süresi günlük 15-20 dk’dır. Uygun banyo sıcaklığı 33-38 santigrad derecedir.

*Karbondioksitli sular: (0,5 - 1 g / L Karbondioksit içeren sular);
Bu suların kullanıldığı durumlar romatizmal hastalıklar, ortopedik hastalıklar, kaza sonrası rehabilitasyon tedavileri, bazı kadın hastalıkları, dermatolojik hastalıklar ve sağlık kontrolü altında olmak üzere kardiyovasküler sistem hastalıklarıdır. Kür süresi 3-5 haftadır ve toplam 10-15 banyo kürü uygulanır. Banyo süresi günlük 15-20 dk’dır. Uygun banyo sıcaklığı 33-35 santigrad derecedir.
Bütün tedavi yöntemlerinde olduğu gibi kaplıca banyo tedavisinin de uzman doktor kontrolü altında uygulanması gerekir.

Kaplıcalara giden insanlar nelere dikkat etmeliler?
 

Mutlaka doktorların yönlendiriciliğinde gitmeleri gerekiyor. Ama günümüzde bazı hekimlerin eğitiminden kaynaklanan eksiklik nedeniyle kaplıca tedavisine karşı bir olumsuz tavırları olabilir. Bu durumda da kaplıca tedavisi konusunda bilimsel faaliyet gösteren üniversite birimlerine yada hekimlere başvurmalarını öneriyoruz. Ve sonuçta hiçbir şekilde geleneksel gidişin sağlıklı olmayı garanti etmediğini, günümüzde bu geleneksel uygulamanın bilimsel uygulamalarla desteklenmesi gerektiği bilincinde olmalarını istiyoruz. Belki gelenek olarak sağlıklı bir insan gittiğinde çok az sorun çıkabilir ama sağlıklı değilse, belli bir tedavi amacıyla gidiyorsa, mutlaka doktor kontrolüyle ve mutlaka organ ve sistem yetersizliği olmayan, ateşli rahatsızlığı olmayan, vücudunda enfeksiyonu olmayan, tümör hadiseleri olmayan kişilerin gitmesini söylüyoruz. Ve gittikleri kaplıcada mutlaka hekim talep etmelerini öneriyoruz.

 

Anahtar Kelimeler: kaplıca , termal banyolar , sağlık , wellness , şifalı sular , ılıca , sağlık , Sıcak su banyoları , içmeler , inhalasyon , buhar banyoları , stres , yorgunluk , ruhsal sağlık , zihinsel sağlık

Paylaş ve Kaydet



EN ÇOK OKUNANLAR

EN SON EKLENENLER
BRANŞ DOKTORU KİMDİR?
Prof.Dr. M.Zeki Karagülle
Termal Sağlık Ve SPA Wellness

İstanbul Tıp Fakültesi’ni 1977 yılında bitirdi. İstanbul Eminönü ilçesinde Hükümet Tabipliğ...

+ Devamını okumak için tıklayınız

  Acil
Yrd.Doç.Dr. Ayhan Özşahin
Adli Bilimler
Prof.Dr. Sermet Koç
Aile Hekimliği Ve Check-Up
Uzm.Dr. Cüneyt Özüak
Anatomi
Prof.Dr. Salih Murat Akkın
Anesteziyoloji ve Reanimasyon
Prof.Dr. Ercüment Yentür
Beyin ve Sinir Cerrahisi
Prof.Dr. Mehmet Yaşar Kaynar
Cinsel Sağlık
Prof.Dr. Doğan Şahin
Çevre ve Halk Sağlığı
Uzm.Dr. Murat Fırat
Çocuk Hastalıkları
Prof.Dr. Haluk Çokuğraş
Diş hekimliği
Dt. Celal Yıldırım
Dt. Saba Eryılmaz
Diyabet Ve Metabolizma
Prof.Dr. Temel Yılmaz
Enfeksiyon Hastalıkları
Prof.Dr. Haluk Eraksoy
Farmakoloji
Prof.Dr. Aydın Barlas
Genetik Bilimler
Prof.Dr. Turgut Ulutin
Göğüs Cerrahisi
Prof.Dr. Kamil Kaynak
Göğüs Hastalıkları
Prof.Dr. Gül Öngen
Kadın Hastalıkları ve Doğum
Prof.Dr. M. Cihat Ünlü
Kardioloji
Prof.Dr. Zeki Öngen
Klinik Beslenme
Prof.Dr. Ercüment Yentür
Kulak Burun Boğaz
Prof.Dr. Asım Kaytaz
Prof.Dr. Ferhan Öz
Psikiyatri
Prof.Dr. M. Kemal Arıkan
Sağlık Politikaları
Yrd.Doç.Dr. Haluk Özsarı
Sağlık Tartışma Platformu
Op.Dr. M.Şükrü Güner
Sağlıklı Beslenme Ve Diyet
Doç.Dyt Emel Özer
Seyahat Sağlığı
Prof.Dr. Volkan Korten
Sosyal Psikiyatri
Prof.Dr. Doğan Şahin
Termal Sağlık Ve SPA Wellness
Prof.Dr. M.Zeki Karagülle
Tıbbi Onkoloji
Prof.Dr. Adnan Aydıner
Tıp Hukuku
Prof.Dr. Faik Çelik
Tıp ve Sanat
Prof.Dr. Faik Çelik
Üroloji
Prof.Dr. Emre Akkuş
 

 
 
 
Copyright 2018 Tüm hakkı saklıdır. Designed by: OrBiT
RSS Kayıt Ol e-Bülten Kayıt Giriş Yap
saglikpaneli.com ANA SPONSORLARI
saglikpaneli.com İÇERİK SPONSORLARI


SAĞLIK MERKEZİ KISA YOLLARI
Acil | Kardioloji | Adli Bilimler | Kulak Burun Boğaz | Aile Hekimliği Ve Check-Up | Diyabet Ve Metabolizma | Çocuk Hastalıkları | Farmakoloji | Anatomi | Anesteziyoloji ve Reanimasyon | Çevre ve Halk Sağlığı | Diş hekimliği | Enfeksiyon Hastalıkları | Sağlıklı Beslenme Ve Diyet | Göğüs Cerrahisi | Seyahat Sağlığı | Üroloji | Sağlık Politikaları | Psikiyatri | Göğüs Hastalıkları | Genetik Bilimler | Tıbbi Onkoloji | Diş hekimliği | Sağlık Tartışma Platformu | Diş hekimliği | Klinik Beslenme | Diş hekimliği | Genel Konular | Beyin ve Sinir Cerrahisi | Kadın Hastalıkları ve Doğum | Termal Sağlık Ve SPA Wellness | Diş hekimliği | Tıp Hukuku | Tıp ve Sanat | Cinsel Sağlık | Sosyal Psikiyatri |
SAĞLIK KONULARI
Cinsel Sağlık | Çocuk Psikolojisi | Diyabet | Domuz Gribi | Ergenlik - Adolesan Sağlığı | Erken Boşalma | Fitnes | Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar | Grip ve Soğuk Algınlığı | Güzellik&Estetik | Hamilelik | HIV/AIDS | Hipertansiyon | İlkyardım | İnfertilite/Kısırlık | İnme | Kanser | Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi | Kuş Gribi | Obezite | Sağlık Mevzuatı | Sertleşme Sorunu | Ses Kısıklığı | Sigara | Stres | Tamamlayıcı Tıp |
Sağlık Paneli
Sağlık Paneli Hakkında | Kullanım Koşulları | Gizlilik Sözleşmesi | Yasaklı Ürünler | Ürün Listeleme Kuralları | Üyelik Sözleşmesi | Telif Hakları Hakkında | Güvenli Alışveriş, Satıcı ve Alıcı Sözleşmesi | Güvenli Ticaret ve Ödeme Sisteminin Tanımı | Kişisel Sağlık Profili Yetkilendirme Sözleşmesi | Doktor Üyelik Sözleşmesi | Bize Ulaşın | E-bültenler | Üye Doktorlar | Üye Kurumlar | Doktor Ara | Kurum Ara | Forum | Tartışma Platformu
A - Z
Branşlar A-Z | Slide Show A-Z | Kadın Sorunları A-Z | Erkek Sorunları A-Z | Çocuk Sorunları A-Z | Anketler A-Z | İnteraktif Araçlar A-Z