+ Ana sayfanız yapın! + Favorilerinize ekleyin! Add to Google RSS Kayıt
Ol
e-Bülten Kayıt Giriş Yap
 
 
 
 
Sağlık Paneli Ana Sayfa Yazdır Arkadaşına Gönder
ERKEK SAĞLIĞI / MAKALELER
 
 






MAKALELER: Sertleşme Sorunu Nedir?

İçerik Eklenme Tarihi: 17.07.2009

Yazar
Prof.Dr. Emre Akkuş

Paylaş ve Kaydet

Tıbbi adıyla empotans hatta buna erektil disfonksiyon da diyebiliriz. Sertleşme sorunu, bir erkeğin sağlıklı cinsel ilişkiye girebilmesi için penisinin sertleşmemesi veya varolan sertliğin ilişkiye devam etmeye izin vermemesi durumudur.


Tıbbi adıyla empotans hatta buna erektil disfonksiyon da diyebiliriz. Sertleşme sorunu, bir erkeğin sağlıklı cinsel ilişkiye girebilmesi için penisinin sertleşmemesi veya varolan sertliğin ilişkiye devam etmeye izin vermemesi durumudur. Sertleşme sorununun var olduğunu söyleyebilmek için bir erkeğin bu sorunu en az 3 ila 6 ay bir süre devamlı bir şekilde hissetmesi lazım. Yani bir erkek cinsel hayatında hiçbir problem yaşamazken bir iki gün sorun yaşadı diye bu insanda sertleşme sorunu var demek doğru değildir. Bu durum süreklilik gösteriyorsa gerçekten bir sertleşme sorunundan ya da erektil disfonksiyondan bahsedilir. Onun içinde sertleşme sorununun böyle geçici olan şeyler ile bağlantılı olmaması lazım, sertleşme sorunu ,devamlılığı olan bir kavram olarak düşünüldüğü zaman ancak sertleşme sorunudur. Sertleşme sorununda üç şekil vardır:

Birincisi penisin hiç sertleşmiyor olması, ikincisi yetersiz sertleşme olması, üçüncüsü ise sertleşmenin olup devamlılığının gelmemesi yani idame edilememesi. Bu her üç durumda da sağlıklı bir cinsel ilişki kurulamayacağı için böyle bir durumda sertleşme sorunundan bahsedilir.
 

Tabi ki vardır. Buradaki olay aslında yaşın ilerlemesi sertleşme sorununa yol açıyor demek değil ama yaşın ilerlemesi ile sertleşme sorununa yol açabilecek bazı hastalıkların ortaya çıkma olasılığı artıyor. Örneğin yaşlanmayla birlikte damar sertliği, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, kalp yetmezliği gibi birtakım hastalıkların görülme ihtimali artacaktır. Öyle olunca altta yatan bu hastalıklar da sertleşme sorununu tetikleyecek ve sertleşme sorununa yol açacaktır. O yüzden de sertleşme sorunu yaşlılıkla artar yani yaşlanmanın doğal bir sonucu demek doğru değil. Doğal bir sonucu değildir ama yaşlanmayla birlikte olası bazı hastalıkların duruma eklenmesi ve bu hastalıkların sertleşme sorununa yol açması söz konusudur.
 

 Özellikle Türkiye gibi ülkelerde birçok erkek hala ilk cinsel deneyimlerini genelev ortamında yapıyor. Genel ev ortamının çok uygun olmaması, genel ev koşullarının temizliğinin çok iyi olmaması, erkeğin bu konuda ciddi anlamda aşırı heyecan yaşaması ve karşılarındaki profesyonellerin olayı bir an evvel bitirme eğiliminde olmaları, işi hızlandırmaya çalışmaları, erkeğin bu ilk cinsel deneyiminde başarısızlıkla karşılaşmalarına neden olabilir. Bu başarısızlıkla karşılaşan ve bunun ardından profesyonellerin “ sen nasıl genç adamsın! Bir şeyi bile beceremedin.” gibi olumsuz yaklaşımları erkeklerde daha ciddi sorunlara yol açar ve psikolojik olarak ciddi bir baskı altına girerler. Ve daha sonraki ilişki denemelerinde gene aynı başarısızlık korkusu yaşamaya başlarlar. “Gene aynı sorunla karşılaşacak mıyım karşılaşmayacak mıyım?” kaygısı başlar buna performans kaygısı denir. Böyle olunca da gerçekten bu psikolojik etkileşimle bir sonraki denemesinde de gene başarısız olur ve olay tamamen bir kısır döngüye girer. O yüzden ilk cinsel deneyim özellikle genelev ortamında ki sorunlar bence çok önemli.


 Az önce söylediğimiz ilk cinsel deneyimin genelev ortamında olması da stres kaynağıdır. Bu streste başarısızlığı tetikler ama bunun ötesinde de yani ilk cinsel deneyimin dışında da erkeklerin cinsel performansları ile ilgili kaygı duymaları, bunun stresine girmeleri her zaman sertleşme sorununu tetikler. Bu, özellikle de düzenli beraberlikler dışındaki ilişki denemelerinde oluşur. Düzenli beraberliklerdeki ilişkilerde erkekler bir şekilde partnerlerinin de kendilerine alışkın olmasından dolayı böyle bir başarısızlık stresi yaşamazlar. Ancak arada olan bazı ilişkilerde “Aman başarısız olmayayım aman mahcup olmayayım.” kaygısını yaşarlar. Bu kaygı yaşandığında da sertleşme sorunu ile karşı karşıya kalma ihtimalleri çok yüksek oluyor. Bu kaygı bazen sertleşme sorununu tetikler bazen de erken boşalmayı tetikler. Erken boşalma da bir cinsel fonksiyon bozukluğudur ve bu tip kaygılarda da çok sık görülür.

 Sertleşme sorunu hiçbir zaman kendi başına bir anda ortaya çıkmaz. Altta yatan bu tip hastalıkların sonucu olarak ortaya çıkar çünkü sertleşme sorununun temelinde damarsal faktörler, sinir ileti sistemi ile ilgili problemler, hormonal faktörler, psikolojik faktörler ve anatomik faktörler vardır ya da bunların bir ya da bir kaçının birlikte olduğu durumlar vardır. yüksek tansiyon olayında damarsal faktör devreye girer ve damarsal yetersizlikler nedeniyle sertleşme sorunu olabilir. Şeker hastalığında yani diyabette hem damarsal faktörler hem de sinir ileti sistemi ile ilgili problemler olur. Bu yüzden diyabetik hastalarda da sertleşme sorunu çok sık görülür. Bunun dışında da damarları ve sinir ileti sistemini etkileyen birçok hastalık aynı şekilde sertleşme sorununa yol açabilir. Örneğin MS( multipl skleroz) örneğin spinal kort(omurilik) yaralanmaları, örneğin bazı radikal cerrahiler örneğin prostat kanseri nedeniyle yapılan radikal prostatektomi ameliyatları, mesane kanseri nedeniyle yapılan total sistektomi ameliyatı da, uzun süre kullanılan bazı ilaçlar, antidepresan ilaçları özellikle uzun süre kullanıldığında antipsikotik ilaçlar sertleşme sorununa yol açabilir.

Damar sistemini, sinir ileti sistemini, hormonal sistemi etkileyen psikolojik sistemi etkileyen bütün hastalıklar sertleşme sorununa yol açabilir.
 

Eşle ilgili sorunları ikiye ayırmak lazım:

Birincisi eşlerin kendilerinde de cinsel fonksiyon bozukluğu olabilir. Bu yüzden cinselliğe soğuk bakmaya ya da öyle davranmak isterler. Cinsellikten uzak oldukça da erkekle aralarındaki cinsel iletişim kopar. İkincisi de kadınların özellikle belirli bir dönemden sonra kendi bakımlarına, vücut güzelliklerine, erkeği cinsel anlamda uyaracak, cazip gelecek dış görünüşlerine dikkat etmediklerini görürüz. Örneğin, kadının doğumdan sonra aşırı kilo alması, kendine bakmaması, günlük hayat içerisinde kendi kadınsı dişisel kimliğinden uzak durması, erkeğinde cinsellik konusundaki cazibesini azaltır. Bu yüzden de kadın faktörü son derece önemlidir. Basit bir örnek vereyim: “Yarışı sadece at kazanmaz, jokey de önemlidir.”
 

 Sertleşme sorununu ve cinsel sorunları çok ciddiye almadığı gibi, “bu kadar hastalık ve dert varken bir de bunlarla mı uğraşıyorsunuz.” diye küçümserler.. Oysaki daha önce tanısı konmamış olan, hayatı tehdit edebilecek çok önemli bir hastalığın ilk belirtisi sertleşme sorunu olabilir. O güne kadar teşhis edilmemiş bir yüksek tansiyonu sertleşme sorunuyla gelen hastanın araştırmasını yaparken ortaya çıkarabiliriz. O güne kadar tanısı konmamış bir şeker hastalığını, neden ereksiyon sorunu var diye araştırırken ortaya çıkarabiliriz. Kalp yetmezliğini ortaya çıkarabiliriz, bunlar hayatı ciddi olarak tehdit eden çok önemli hastalıklar. O yüzden sertleşme sorununu her zaman ciddiye almak lazım, nedenini mutlaka birtakım laboratuar ve klinik tetkiklerle gerekirse radyolojik tetkiklerle ortaya koymak lazım ve altta yatan hastalığı o güne kadar teşhis edilmemişse bu sayede teşhis ederek o hastalığı tedavi etmek lazım. O hastalığı tedavi ederek de bir yerde sertleşme sorunu tedavi edilmiş olacak. 
 

Erkeklere önerim öncelikli olarak şu: sertleşme sorunu yaşayan bir erkeğin mutlaka bu sorunun neden olduğunun araştırılması için konu uzmanı bir ürologa başvurması lazım. 40 yaşını geçen tüm erkeklerin düzenli olarak ürolojik muayenelerini yaptırmaları lazım. Bu sadece sertleşme sorunu açısından değil olası birtakım örneğin prostat kanseri gibi hastalıkların teşhisi açısından çok önemli. O yüzden 40 yaşından sonra her erkeğin her sene düzenli ultrasonografi, düzenli klinik ve laboratuar tetkiklerini yapıp bir ürolojik muayeneden geçmesi gerekir.



 

Sertleşme sorununa yol açan etkenlerden bir tanesi hormonal nedenlerdir. Hormonal nedenler özellikle erkeklerde 40’lı 50’li yaşlardan itibaren erkeklik hormonu olan testosteronun daha az üretilmesiyle ortaya çıkar. Bu üretimdeki görece azlık, ciddi bir azlık değildir ama görece azalma bazen sertleşme sorununu da tetikleyebilir. Bu yüzden de belli yaşlardaki erkeklerin sertleşme sorunları ortaya çıktığında mutlaka o kişilerin hormonal değerlerinin de yapılması lazım. Hormonal değerlendirmeler sonucunda eğer bir testosteron azlığı varsa diğer klinik tetkikler de yapıldıktan sonra, örneğin prostat kanserini ekarte etmek için PSA tetkikleri yapıldıktan sonra ve bu konuda bir kuşku yoksa o zaman testosteronu yerine koyma tedavisine geçilebilir.
 

Etkenlerden bir tanesidir testosteron hormonunun yetersizliği, ancak bu % 8- 10 arasındadır. Çok da sık görülen bir durum değildir. Ancak erkeklerin 40 lı 50 li yaşlardan itibaren hormonal dengelerindeki testosteron üretimindeki görece azalma, bu sertleşme sorununu ortaya çıkarabilir. Genellikle tek başına görmüyoruz ama tek başına da olabilir. Dediğim gibi % 8-10 oranında bir orandır ama hormonal değerlendirmeleri mutlaka yapmak zorundayız. 

Uzun süre kullanılan bazı ilaçlar kesinlikle sertleşme sorununa neden olur. Bunlar özellikle uzun süre kullanılan antidepresanlar, anti-psikotik ilaçlar bazı mide ilaçları, uzun süre kullanılan bazı hipertansiyon ilaçları. Yani hipertansiyonun kendisi de sertleşme sorununa yol açar. Hipertansiyon tedavisinde kullanılan bazı ilaçlarda uzun süre kullanıldığında sertleşme sorununa yol açabiliyor. O yüzden bu tip ilaçları kullanırken mutlaka doktor kontrolünde ve doktor tavsiyesiyle kullanmak lazım. Olası sertleşme sorunu olduğunda kişi, bu sorunu doktoruyla paylaşarak ilaç değişimine gitmesi de mümkün olabilecektir. 


Öncelikli olarak sertleşme sorununun ne olduğunu çok iyi anlamak ve değerlendirmek için anamnez dediğimiz hastanın hikâyesini yani sorunun hikâyesini, özgeçmişini, geçmişinde yaşadığı birtakım olayları, geçmişinde var olan bazı ameliyatları, altta yatan hastalıkları tüm bu bilgilerin alındığı, değerlendirildiği çok ayrıntılı bir özgeçmiş alıyoruz. Bunun dışında uluslar arası ereksiyon değerlendirme formu denilen 15 soruluk hasta sorgulama formunu hastalarımıza doldurtuyoruz ve bunu bir puanlama sistemiyle hastanın şikâyetlerinin derecesini öğrenebiliyoruz. Daha sonra klinik ve laboratuar tetkikler olarak hormonal değerlendirmeyi yapıyoruz. Açlık kan şekeri, total kolesterol lipid düzeyleri. Çünkü bu kolesterol ve lipid yağ düzeyleri hipertansiyonu tetikleyen ya da hipertansiyona yol açan kavramlardır. Bu yüzden bunların da araştırılmasını yapıyoruz. Bunların sonunda laboratuar tetkiklerimiz eğer altta yatan başka hastalıklar varsa daha ileri tetkiklere de ihtiyaç duyuyor ama genelde bu tip laboratuar tetkikleri yeterli oluyor. Sonrasında eğer bir organik nedenden damarsal organik nedenden kuşkulanıyorsak renkli Doppler ultrasonografi denilen bir radyolojik görüntüleme yöntemi uyguluyoruz. Bu yöntem uygulanırken penise enjeksiyon yapılıyor ve ilaç veriliyor. Bu ilaç verildiğinde penisin ereksiyon yeteneğini de görmek ve değerlendirme şansına sahibiz. Bunun dışında yaptığımız testler, gece uyku testi denilen NPT testidir. Her sağlıklı erkek gece uykusunda birkaç kez tekrarlayan, kendiliğinden olan ereksiyonlar yaşar. Bunların var olup olmadığını kaydeden uyku esnasında değerlendiren uyku laboratuarlarında ya da özel bazı cihazlarla yapılan uyku testleri var. Bu uyku testlerinin sonucunda da olayın temelinde organik mi psikolojik mi bir neden yatıyor. Bunu ortaya çıkarma şansına sahibiz. Bunlar dışında artık kullanmadığımız kavernozometri kavernozografi denilen bir yöntem var. Özellikle sertleşmenin sağlanıp devamlılığının getirilemediği yani venöz kaçak dediğimiz durumları değerlendiren bir test bu, çok nadiren kullanılır, çok sık kullandığımız bir yöntem değil. Bunların dışında psikolojik testler yapılır. Çünkü olayın kökeninde organik bir neden mi var, psikolojik etkenler mi ağır basarak bu soruna yol açıyor. Bunu anlayabilmek için bu psikolojik testleri psikologlar yardımıyla mutlaka uyguluyoruz. Tüm bu testler sonucunda da hastayı değerlendiriyoruz, değerlendirmeler sonunda da tanımızı koyuyoruz.


 Üç basamak tedavi vardır: birinci basamak tedavi, ağız yoluyla alınan ilaçlardır. Bu ilaçların etkinliği her hastada aynı derecede olacak diye bir şey yok. Şeker hastaları ve tansiyonun derecesine tedaviyle düzenlenip düzenlenememesine, hastalığın süresine bağlı olarak bu ilaçların etkinliği ortaya çıkabilir. Her hasta bu ilaçları aldığında mutlaka etkili olacak demek değildir. Ancak birinci basamak bu ağız yoluyla kullanılan ilaçlardır. Eğer bu ilaçlar yetersizse ikinci basamak tedaviye geçiyoruz. Penise yapılan iğnelerdir. Suni ereksiyonlar yaratma şansına sahibiz. Her hastada bu enjeksiyonlar yapıldığında olumlu sonuç alınacak diye bir garanti yok. Ama pek çok hastada bu sonucu alma şansına sahibiz. Bunları test amaçlı da, tanı amaçlı da tedavi amaçlı da uygulayabiliyoruz. Tedavi amaçlı uygulanırken özellikle kendi ofisimizde ilk enjeksiyonları yapıyoruz, doz ayarlaması yapıyoruz. Ve daha sonra hastaya bu iğneyi nasıl yaptığını gösteriyoruz. Böylece bu iğneyi kendi kendilerine yapıyorlar. İlişkiden 10 dakika önce kendi kendilerine yaptıkları bir iğnedir bu. Şeker hastaları kendi kendilerine nasıl insülin enjeksiyonu yapıyorsa bu hastalar da kendi kendilerine yapıyor.

İkinci basamakta başka tedavi, vakum cihazı denen bir cihaz var negatif basınç yaratarak penise ereksiyon sağlayan bir cihaz. Ama çok yaygın kullanılmıyor özellikle bizim ülkemizde ve Akdeniz ülkelerinde çok sevilmiyor. Ve erkeklerin benimsediği bir tedavi şekli değil ama kuzey ülkelerinde ve ABD’ de çok yaygın olarak kullanıyor. Üçüncü basamak tedavi ise diğer tedavi seçeneklerinden sonuca ulaşılamadıysa üçüncü basamak tedavi, ameliyatlardır. Bu ameliyatlar içerisinde vaskülarizasyon denilen yeniden damarların yolunu değiştirmek, bir nevi by pass yapma ameliyatıdır. Bu ameliyatlar cok sınırlı kişide başarılı olur. Onun için her hastada bunu yapmak mümkün değil altta yatan bir şeker hastalığı, tansiyon gibi hiçbir hastalığı olmayan gençlerde bu ameliyatın başarı şansı biraz daha faz la. İkinci bir ameliyat, penisin sertliğinin idame ettirilemediği durumlarda venöz kaçaklar durumunda uygulanan bir ameliyat. ( Derindorsagvendi ) denilen bi ameliyat bu. Bu ameliyatlarında başarısı çok sınırlıdır. Özellikle gençlerde başarı şansı var ancak her hastaya uygulandığında başarı şansı çok fazla olmayan ameliyatlardır. Sonuncu ve içindeki en radikal tedavi, penil protezler penisin içine yerleştirilen halk arasında mutluluk çubuğu denilen protez ameliyatlarıdır. Bu ameliyatların başarısı yüzde 98 civarındadır. Hastaların bu ameliyattan sonra cinsel hayatları 20 li 30 lu yaşlara döner. Bu protez ameliyatları son çaredir. Ama en kesin çözümdür. Bu ameliyatı uyguladığımız yaş profili 20 li yaşlardan 70 ve 80 li yaşlara kadar değişir. Gençlere uygulanamaz diye bir şey söz konusu değildir. Eğer hastalar birinci ve ikinci basamak tedavilere cevap alamıyorsa ya da hastalar ilk iki tedavi yöntemini tercih etmiyorsa bu ameliyatlar uygulanabilir. Sertleşme sorununun kesin tedavisidir. 

Ağızdan alınan ilaçları birinci basamak tedavide kullanıyoruz. Özellikle hafif ve orta derecedeki şeker hastalarında bu ilaçlar güvenle kullanılır ve bu ilaçların etkili olma ihtimalleri yüksektir. Ancak ileri derecedeki şeker hastalıklarında özellikle Tip 1 denilen insüline bağımlı hale gelmiş hastalarda ve uzun süre düzenlenemeyen hipertansiyon hastalarında bu ilaçların çok da etkili olmadığını biliyoruz o yüzden doğru hastalara doğru zamanda bu ilaçları vermek çok önemli. Bunun bir başka anlatımı şu: her hasta birinci basamak tedaviden yani ağız yoluyla alınan tedaviden % 100 sertleşme sağlayacak diye bir şey yok. 
 

Planlanan cinsel ilişkiden yarım saat ya da bir saat önce alınmalı yani saate bakarak cinsel ilişkinin planlanması gerekiyor. Bu ilaçlardan bazılarının aç karnına alınması tavsiye ediliyor. Tok karnına alındığı zaman etkisi azalıyor. Bazı ilaçlarda ise açlık tokluk çok fazla etki yapmıyor.

Bir saat sonra cinsel uyarı alınmaya başlanıyor, bu bir ön sevişme olabilir ya da başka şekillerde cinsel uyarı almaya başlandıktan sonra ilaç etkisini göstermeye başlar, sertlik sağlanır ve ardından cinsel ilişki gerçekleşir.


Her ilacın olduğu gibi bu ilaçların da yan etkileri vardır özellikle baş ağrısı yapması, mide ve bağırsak üzerine bazı olumsuz etkileri olduğunu biliyoruz. Bazen burun tıkanıklığı, görme de hafif renk değişiminin olması gibi yan etkiler sıklıkla, yüzde 10 gibi bir oranda görülebilir.

Yalnız hastalar ilacı kullandıkça yan etkiler düzelecektir. Başlangıçta şiddetli baş ağrıları olan hasta bu ilacı sekiz on defa kullandıktan sonra baş ağrısı azalacak hatta belki de kaybolacak.

O yüzden bu tür ilaçları kullanırken ilk başta var olan yan etkilerden dolayı pes etmemek gerek, bazı ilaçlar sırt ağrısı, kas ağrısı da yapabiliyor ancak bu yan etkiler ilacı bıraktıracak kadar şiddetli olmuyor. Çok az hasta bu yan etkileri tolere edemeyebilir ve kullanmak istemeyebilir.

Genellikle hastalar, bu ön bilgileri aldıktan sonra bu ilaçları kullanıyorlar. Bazen çarpıntıya bazen yüzde kızarıklığa, ateş basmalarına neden olabilir ve bunlar ilacın beklenen yan etkileridir. Bu ilaçların kullanılmaması gereken durumları vardır. Özellikle içinde nitrat olan ilaçları kullanan kalp hastalarının bu tip ilaçları kullanmaması gerekir. Kesinlikle kullanmamalıdırlar hayati tehlikesi vardır, sadece bu tip hastalar için geçerlidir. Ağır karaciğer yetmezliği olan hastalarda sorun vardır. Bazı hastalar çok düşük tansiyonlu hastalardır, çok düşük tansiyonla hayatlarını idame ettiren bu hastalarda da bu ilaçların kullanılmaması gerekir.
 


Yarım saat ya da bir saat öncesinde almak gereklidir. İlacın etkisinin ne kadar sürdüğünü bilmek mümkün değil. Bazı hastalarda yarım saat bazı hastalarda bir saat bazılarında ise sekiz on saat sürebilir. İlacın vücuttan atılması ise ilaca göre değişmektedir. Yaklaşık 12-24 saat sürebilir. Bu saatler içinde haz azalmakla birlikte etkileri vücutta bir miktar kalabilir ama bu durum, hasta ereksiyon oluyor ve ereksiyonu 12 saat sürüyor demek değildir. Mesela hasta akşam ilacı alıyor ve etkisini akşam görüyor ama sabah kalktığında ilacın etkisi vücutta devam edebilir ve ereksiyon sağlanabilir.

Bazı ilaçlar ise vücuttan 36 saatte atılıyor bu yüzden vücutta kalım süresi biraz daha fazla. O yüzden böyle bir kullanım süresi avantajı var. Diğerlerinde bu süre 12 saat civarında ve 24 saate kadar uzatılabilir.
 

Bu tür ilaçlar isteği artıran ilaçlar değil ancak bu ilaçların şöyle bir faydası var: performans sergisini ortadan kaldırabilir. O yüzden de cinsel isteği olan insanın bu tür kaygılarının ortadan kalkmasına yardımcı olur ve özgüvenini arttırır ve sertleşmesini çok rahat sağlayabilir. Ama bunlar afrodizyak dediğimiz cinsel isteği arttıran ilaçlar değillerdir. 

Kullanmaması gereken insanlar içinde nitrat içeren kalp ilaçlarını alan insanlar, bu ilaçları kesinlikle kullanamazlar.. Nitrat dışında ilaç alan kalp hastaları özellikle kardiyologlarına danışarak bu ilaçları güvenle kullanabilirler. Yüksek tansiyon hastaları bu ilaçları kullanabilirler bu durumda biz kardiyologlarına danışmalarını öneririz. Nitrat içeren ilaç kullanıyor ise bu ilaçları kesinlikle kullanamaz. Performansı arttırmaya yönelik bir ilaç olarak kullanılmasını kesinlikle önermiyoruz. Ama biliyoruz ki günlük hayatta birçok insan performanslarını arttırmak için bu ilaçları doktor kontrolleri olmadan kullanıyorlar. Ancak sertleşme sorunu olan bir erkeğin doktoruna danıştıktan sonra bu ilaçları kullanmasında hiçbir sakınca yoktur. 


 Kadınlar üzerinde de bu ilaçların etkililiği üzerine birçok araştırma yapıldı. Erkeklerinki kadar kesin ve somut sonuçlara ulaşılamadı ancak gene de kadın cinsel organlarında kanlanmanın arttığı, uyarılma sorunu olan kadınlarda bu tür ilaçların etkili olduğu biliniyor. Bilimsel olarak kanıtlanmamakla birlikte uyarılma bozukluğu olan ya da diyabeti, hipertansiyonu olan hastalarda özellikle bu tip ilaçlar denenebilir.
 

Penis protezleri, birinci ve ikinci basamak tedavilerde yanıt alınamamış o tedavi seçenekleri ile tedavi edilememiş hastaların hepsine takılabilir. Ameliyat olabilecek, genel durumu uygun her hastaya takılabilir. Bu protezlerin takılmasına karar verildiği zaman genellikle hastalarda protezle ilgili çeşitli bilgileri paylaşıyoruz. Onlara protez yapıldıktan sonra onları nasıl bir yaşam beklediğini belirtiyoruz. Kendiliğinden ereksiyonların olmadığını biraz daha suni bir ereksiyon olduğunu ama bunun yanında da cinsel hayatlarının 20-30’lu yaşlara geri döneceğini çok açıkça anlatıyoruz. Bunu kabul eden ve diğer tedavilerle tedavi olamayacağını anlayan tüm hastalar bu tip ameliyatlara sıcak bakıyorlar. Bence iyi de yapıyorlar çünkü sonucunda gençlik yıllarındaki cinsel hayatlarına tekrar kavuşmuş oluyorlar. 
 

Bu protezlerin üç tipi vardır. Birinci tip, bükülebilir penis protezler. İkinci tip, iki parçalı şişirilebilir protezler. Üçüncüsü ise üç parçalı şişirilebilir protezlerdir.

Bükülebilir tip protezlerin aslında genel kavramı içleri silikon alaşımlı silindir şeklinde çubuklardır. Bunlar penisin içinde iki tane anatomik silindir yapı vardır, bunların içine yerleştirilir. Bükülebilir tarzda olanlar, erkekler penislerini elleriyle büktüğü zaman bükülür ve günlük hayatlarında bu şekilde dolaşırlar. İlişki kurmak istediklerinde elleriyle penisi dikleştirerek ilişkide bulunabilirler. İki parçalı şişirilebilir protezlerde bir pompa sistemi vardır. bu protez torbaların içine yerleştirilir sanki üçüncü bir yumurtası, testisi varmış gibi olur. Hasta bu pompayı şişirdiğinde içindeki sıvı sistemi, hidrolik sistem silindirlerin içini doldurur ve sertleşme sağlanır. Üç parçalı protezde de rezervuar ve pompa olmak üzere iki ayrı ünite vardır. Rezervuarın içinde bir sıvı vardır pompayı sıktığınızda rezervuarınızdaki sıvı penis protezinin içini doldurur ve sertleşme sağlanır. Bunlar teknik ayrıntılar ama her üç protezde de ameliyat başarısı yüzde 98’ler civarındadır. Hasta memnuniyeti açısından da her üç protezde gerek hasta gerek partner memnuniyeti açısından son derece olumlu protezlerdir. Burada dikkat edilmesi gereken durum, hastayla protez takmadan önce hatta partneri ile durumu görüşüp anlatmak. Protezin ne olduğu konusunda ayrıntılı bilgi vermektir. Böylelikle hastanın yanlış beklentiler içinde olması engellenir. Protez ameliyatları sertleşme sorununun kesin ve radikal tedavileridir.

Fiyatına gelince, sadece protezlerin ürün fiyatlarından bahsedersek, bunlar 1000 USD ile 5000 USD arasında değişen protezlerdir. Bükülebilir protezler 1000-1500 USD, iki parçalı şişirilebilir protezler 4000-4.500 USD, üç parçalı şişirilebilir protezler 3000-5000 USD arasında değişir.

Özel sigortalar kesinlikle karşılamaz. Sosyal güvenlik kurumları çeşitli karar değişiklikleriyle karşılıyor. Önceleri sadece bükülebilir protezleri karşılardı daha pahalı olmaları nedeniyle diğerlerini karşılamazdı. Son aylarda ve yıllarda sosyal güvenlik kurumu bunlarla ilgili karşılama talebinde bulundu. Yani ikili, üçlü protezleri de sosyal güvenlik kurumu karşılıyor. Ama bir ay sonra karşılayıp karşılamayacağını bilmiyoruz, her an değişebilir. Bu konu hakkında belirli bir düzen yok. Çeşitli aralıklarla çeşitli değişiklikler olabiliyor.
 

Anahtar Kelimeler: sertleşme sorunu , empotans , penis protezi , cinsel istek , stres

Paylaş ve Kaydet



EN ÇOK OKUNANLAR

EN SON EKLENENLER
  Acil
Yrd.Doç.Dr. Ayhan Özşahin
Adli Bilimler
Prof.Dr. Sermet Koç
Aile Hekimliği Ve Check-Up
Uzm.Dr. Cüneyt Özüak
Anatomi
Prof.Dr. Salih Murat Akkın
Anesteziyoloji ve Reanimasyon
Prof.Dr. Ercüment Yentür
Beyin ve Sinir Cerrahisi
Prof.Dr. Mehmet Yaşar Kaynar
Cinsel Sağlık
Prof.Dr. Doğan Şahin
Çevre ve Halk Sağlığı
Uzm.Dr. Murat Fırat
Çocuk Hastalıkları
Prof.Dr. Haluk Çokuğraş
Diş hekimliği
Dt. Celal Yıldırım
Dt. Saba Eryılmaz
Diyabet Ve Metabolizma
Prof.Dr. Temel Yılmaz
Enfeksiyon Hastalıkları
Prof.Dr. Haluk Eraksoy
Farmakoloji
Prof.Dr. Aydın Barlas
Genetik Bilimler
Prof.Dr. Turgut Ulutin
Göğüs Cerrahisi
Prof.Dr. Kamil Kaynak
Göğüs Hastalıkları
Prof.Dr. Gül Öngen
Kadın Hastalıkları ve Doğum
Prof.Dr. M. Cihat Ünlü
Kardioloji
Prof.Dr. Zeki Öngen
Klinik Beslenme
Prof.Dr. Ercüment Yentür
Kulak Burun Boğaz
Prof.Dr. Asım Kaytaz
Prof.Dr. Ferhan Öz
Psikiyatri
Prof.Dr. M. Kemal Arıkan
Sağlık Politikaları
Yrd.Doç.Dr. Haluk Özsarı
Sağlık Tartışma Platformu
Op.Dr. M.Şükrü Güner
Sağlıklı Beslenme Ve Diyet
Doç.Dyt Emel Özer
Seyahat Sağlığı
Prof.Dr. Volkan Korten
Sosyal Psikiyatri
Prof.Dr. Doğan Şahin
Termal Sağlık Ve SPA Wellness
Prof.Dr. M.Zeki Karagülle
Tıbbi Onkoloji
Prof.Dr. Adnan Aydıner
Tıp Hukuku
Prof.Dr. Faik Çelik
Tıp ve Sanat
Prof.Dr. Faik Çelik
Üroloji
Prof.Dr. Emre Akkuş
 

 
 
 
Copyright 2018 Tüm hakkı saklıdır. Designed by: OrBiT
RSS Kayıt Ol e-Bülten Kayıt Giriş Yap
saglikpaneli.com ANA SPONSORLARI
saglikpaneli.com İÇERİK SPONSORLARI


SAĞLIK MERKEZİ KISA YOLLARI
Acil | Kardioloji | Adli Bilimler | Kulak Burun Boğaz | Aile Hekimliği Ve Check-Up | Diyabet Ve Metabolizma | Çocuk Hastalıkları | Farmakoloji | Anatomi | Anesteziyoloji ve Reanimasyon | Çevre ve Halk Sağlığı | Diş hekimliği | Enfeksiyon Hastalıkları | Sağlıklı Beslenme Ve Diyet | Göğüs Cerrahisi | Seyahat Sağlığı | Üroloji | Sağlık Politikaları | Psikiyatri | Göğüs Hastalıkları | Genetik Bilimler | Tıbbi Onkoloji | Diş hekimliği | Sağlık Tartışma Platformu | Diş hekimliği | Klinik Beslenme | Diş hekimliği | Genel Konular | Beyin ve Sinir Cerrahisi | Kadın Hastalıkları ve Doğum | Termal Sağlık Ve SPA Wellness | Diş hekimliği | Tıp Hukuku | Tıp ve Sanat | Cinsel Sağlık | Sosyal Psikiyatri |
SAĞLIK KONULARI
Cinsel Sağlık | Çocuk Psikolojisi | Diyabet | Domuz Gribi | Ergenlik - Adolesan Sağlığı | Erken Boşalma | Fitnes | Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar | Grip ve Soğuk Algınlığı | Güzellik&Estetik | Hamilelik | HIV/AIDS | Hipertansiyon | İlkyardım | İnfertilite/Kısırlık | İnme | Kanser | Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi | Kuş Gribi | Obezite | Sağlık Mevzuatı | Sertleşme Sorunu | Ses Kısıklığı | Sigara | Stres | Tamamlayıcı Tıp |
Sağlık Paneli
Sağlık Paneli Hakkında | Kullanım Koşulları | Gizlilik Sözleşmesi | Yasaklı Ürünler | Ürün Listeleme Kuralları | Üyelik Sözleşmesi | Telif Hakları Hakkında | Güvenli Alışveriş, Satıcı ve Alıcı Sözleşmesi | Güvenli Ticaret ve Ödeme Sisteminin Tanımı | Kişisel Sağlık Profili Yetkilendirme Sözleşmesi | Doktor Üyelik Sözleşmesi | Bize Ulaşın | E-bültenler | Üye Doktorlar | Üye Kurumlar | Doktor Ara | Kurum Ara | Forum | Tartışma Platformu
A - Z
Branşlar A-Z | Slide Show A-Z | Kadın Sorunları A-Z | Erkek Sorunları A-Z | Çocuk Sorunları A-Z | Anketler A-Z | İnteraktif Araçlar A-Z