+ Ana sayfanız yapın! + Favorilerinize ekleyin! Add to Google RSS Kayıt
Ol
e-Bülten Kayıt Giriş Yap
 
 
 
 
Sağlık Paneli Ana Sayfa Yazdır Arkadaşına Gönder
Diyabet Ve Metabolizma / TEDAVİLER Prof.Dr. Temel Yılmaz
 
 
ALT BAŞLIKLAR
Listelenen içerikleri, belli bir alt başlıkta/alt branşta filtrelemek için, aşağıdaki listeden seçim yapabilirsiniz.

+ Tüm Alt Başlıklar + Genel Konular






TEDAVİLER: Besinler ve kan şekeri

İçerik Eklenme Tarihi: 24.03.2009 13:40:21

Yazar
Prof.Dr. Temel Yılmaz

Paylaş ve Kaydet

Kan glukozunun asıl kaynağı karbonhidratlardır. Ancak karbonhidrat içeren besinlerin kan şekeri düzeyi etkileri farklıdır. Basit karbonhidratlar kan şekerini hızla yükseltirken, kompleks karbonhidratlar yavaş ve geç yükseltir

1920’lerde insulin bulunana kadar, çeşitli diyet önerileri kan şekerinin artışını önleyen bir araç olarak görülmüştür. Günümüzde, medikal tedavi seçenekleri artmış olmakla birlikte uygun besin seçiminin diyabetin tedavisinde bir kilometre taşı olarak kaldığı herkes tarafından bilinmektedir.


Kan glukozunun asıl kaynağı, karbonhidrat adı verilen besin öğesidir. Karbonhidrat içeren besinler şeker (toz şeker, kesme şeker), şekerli besinler (bal, reçel, pekmez, marmelat, şekerli meyve suyu, meşrubatlar, çikolata, dondurma, tatlılar, şekerli kurabiyeler, bisküviler v.b), un ve undan yapılan besinler (ekmek, makarna, erişte, tarhana, yufka v.b), prinç, kurubaklagiller, nişastalı sebzeler (patates, bezelye, bakla v.b), meyveler, süt ve yoğurt olarak bilinir. Karbonhidrat içeren besinlerin kan şekeri düzeyine etkileri farklıdır. Bu nedenle karbonhidratlar kan şekerini hızla yükselten karbonhidratlar yani basit karbonhidratlar ve kan şekerini yavaş ve geç yükselten karbonhidratlar yani kompleks karbonhidratlar olarak iki gruba ayrılır. Vücudun gereksinimi olan karbonhidrat miktarının kompleks karbonhidratlardan sağlanması kan glukoz düzeyinin kontrolünün sağlanmasında son derece önemlidir.   

Basit karbonhidratlar
a- Şeker: Bir kişi şeker yediği zaman kana şeker (glukoz) göndermiş olur ve yenilen miktara göre kan glukoz düzeyinde hızlı bir yükselme meydana gelir. Doğruyu söylemek gerekirse bu sadece düşük kan şekeri yani hipoglisemi tedavisinde etkili bir yoldur.
Glukoz alımından sonra kan şekerinin hızla yükselmesi, glukozun midede sindirime uğramamasından ve ince barsaktan hızlı bir şekilde kana geçmesinden kaynaklanmaktadır. Bununla birlikte, aynı durum hızlıca glukoza parçalanan tüm karbonhidrat  içerikli besinler için de geçerlidir.
b-  Nişastalı Besinler: Çok sayıda nişastalı besin (ekmek, patates, pirinç, makarna gibi)  kan glukozu üzerine hızlı etki eden karbonhidrat sınıfına girer. Nişastalı besinler haşlandığında, püre haline getirildiğinde veya fazla pişirildiğinde besin içindeki karbonhidratların sindirimi ve emilimi için gerekli zaman azalmakta ve kana daha çabuk şeker geçmektedir. Karbonhidrat içeren besinlerin pişirilme şekilleri de önemlidir, fazla pişirme nişastanın glukoza hızlı bir biçimde parçalanmasına ve kan şekerinin daha çabuk ve hızlı bir şekilde yükselmesine neden olmaktadır.

Kompleks Karbonhidratlar
Diğer yandan, karbonhidrat içeren bazı besinler kan glukozunda daha yavaş ve daha küçük artışlara neden olur. Bu karbonhidrat türüne yukarıda da belirtildiği gibi kompleks karbonhidrat denir. Bunlar; (1) baklagiller: bezelye, mercimek ve kuru fasulye (2) bazı ekmekler: kepekli ekmek ve tam tanelerin yüksek oranda bulunduğu ekmekler (çavdar ekmeği vb.) (3) tam taneli tahıl ürünleri (kahvaltıda yenilen gevrek ürünler: mısır gevreği gibi)
Bu tür besinlerin en önemli özelliği yalnızca bir kısmının ince barsakta glukoza parçalanıyor olmasıdır. Parçalanmayan karbonhidratlar kalın barsağa geçer ve vücut tarafından fermantasyon adı verilen tamamen farklı bir işleme maruz kalır. Sonuç olarak kompleks karbonhidratların tamamı glukoza dönüşmez.
Bu karbonhidrat türü diyabetli kişiler için en uygun olanıdır. Geçmişte karbonhidrat   içeren besinler ile ilgili yapılan tavsiyeler esas olarak tüketilen karbonhidrat  miktarının önemini vurgulamaktaydı. Ancak günümüzde yapılan önerilerde  karbonhidratın sağlandığı kaynak kadar tüketilen miktarının da  kan şekeri kontrolü açısından önemli olduğu vurgulanmaktadır.

Glisemik İndeks
Karbonhidrat içeren besinlerin kan glukoz düzeyinde yapacağı yükselmenin boyutlarının belirlenmesinde besinin glisemik indeksinin saptanması yararlı bir yöntemdir. Glisemik indeks, beyaz ekmek yenildikten veya aynı miktarda karbonhidrat içeren bir glukoz içeceği alındıktan sonra kan glukoz artışının boyutlarını temel almaktadır. Diğer bir ifade ile 50 gram karbonhidrat içeren bir besinin kan şekeri üzerindeki etkisini belirler.
Düşük glisemik indeksli besinlerin seçimi tokluk kan şekerinin kontrolünü sağlarken yüksek glisemik indeksli besin seçimi tokluk kan şekerinin yükselmesine neden olabilmektedir.Yüksek glisemik indeksli besinlerin tüketilmemesi gerektiğine dair bir öneri bulunmazken, tercih edilen düşük glisemik indeksli besinlerin tüketilmesidir.  
Daha düşük glisemik indekse sahip olan besinlerin genellikle daha iyi besin seçeneği olduğu düşünülse de, glisemik indeksin besin seçiminde dikkat edilmesi gereken tek belirleyici faktör olmadığı vurgulanmaktadır. Doğruyu söylemek gerekirse, göreceli olarak daha düşük glisemik indekse sahip bazı besinlerin iyi bir besin seçimi olmadığı da düşünülür. Buna örnek olarak yağ içeriği yüksek olan ve şeker içeren dondurma verilebilir.
İster çoklu insülin injeksiyonu ile ister insulin pompası ile yapılsın yoğun insulin tedavisi alan diyabetli kişiler için karbonhidrat sayımı primer beslenme yaklaşımı olarak önerilmektedir. Karbonhidrat sayımı yaparken besinin glisemik indeksini de göz önüne almak faydalı olabilir.
Diyetteki karbonhidratların hem içeriği hem de miktarı bir besinin glisemik etkisini etkilemektedir. Ayrıca, son yıllarda karbonhidrat içeren besinlerin öğünlerde tüketilen porsiyonlarının kan şekeri üzerindeki etkilerini karşılaştırmak için "glisemik yük" kavramı ileri sürülmüştür. Bir besinin glisemik indeksi yüksek olsa bile tüketilen miktarı az olduğunda glisemik yükü düşük olabilmektedir. Örneğin havuç glisemik indeksi yüksek bir besindir ancak glisemik indeks kavramı 50 gram karbonhidrat içeren besinin kan şekeri üzerindeki etkisini gösterir. Oysa ki 50 gram karbonhidrat içeren 6 orta boy havuç bir seferde yenilen miktar değildir ve 8 gram karbonhidrat içeren  1 orta boy havuçun tüketilmesi sonucunda oluşan glisemik yük düşüktür. Glisemik yük kavramı karbonhidrat içeren bir besinin yenilen miktarının kan şekerine etkisini göstermek amacı ile kullanılmaktadır. Bu nedenle bir besinin glisemik indeksinin dışında o besinin glisemik yükünün belirlenmesi son derece önemlidir. Genel olarak lif içeriği yüksek olan besinlerin glisemik indeksi ve glisemik yükü düşüktür. Dondurmanın glisemik indeksi düşük olmakla birlikte fazla miktarlarda tüketildiğinde glisemik yükü artar.
Düşük glisemik indeksli besin seçiminin tercih edilmesi ile hem diyabeti olanlarda daha iyi bir kan glukoz takibi sağlamakta, hemde diyabete giden yolda oluşan reaktif hipoglisemi ve bozulmuş glikoz toleransının tedavisinde ve ayrıca diyabetin önlenmesinde etkili olmaktadır.

Lif
Bazı besinlerin diğerlerine göre neden daha düşük glisemik indekse sahip olduğunu gösteren kanıtlar vardır. Bu nedenlerden birisi besinin lif içeriğidir. Besinin lif içeriği arttıkça glisemik indeksi azalır.
Tam taneli tahıllar gibi tane yapısının bozulmadığı durumlarda besin glukoza parçalanmamak için direnç gösterir, kalın barsağa geçer ve orada fermente olur. Ayrıca, yüksek lif içerikli besinler (özellikle liflerin çözünür şeklinde olması durumunda) daha düşük glisemik indekse sahiptir.

Fruktoz
Meyvelerin glisemik indeksi farklıdır. Bu kısmen meyve yapısının sağlam kalma ölçüsüyle açıklanabilir. Örneğin tüm bir elma, elma suyuna göre daha düşük bir glisemik indekse sahiptir. Ayrıca meyvelerin şeker içeriklerinde de değişkenlik vardır. Genel olarak glukoz içeren meyveler (örneğin üzüm) fruktoz ve glukoz kombinasyonu içeren meyvelere göre daha yüksek glisemik indekse sahiptir. Fruktoz vücut tarafından glukozdan farklı bir yol ile kullanılır ve kan şekerinde benzer bir yükselme oluşmaz.

Uzun Dönemli Etkileri
Öğünün glisemik indeks ve lif içeriği yemek sonrası kan glukozunu etkileyen önemli göstergeler olmakla kalmaz ayrıca genel anlamda glisemik kontrolü de etkilerler. Diyabetli kişiler düşük glisemik indeksli liften zengin bir beslenme tarzı ile HbA1c (uzun dönem kan glukoz kontrol ölçümü) düzeylerinde azalma sağlayabilirler.
Ayrıca, beslenme tarzındaki diğer özelliklerin de kan glukoz kontrolünde uzun dönemli etkisi olabilmektedir. Bu açıdan kısmi önemi olan diyetin enerji yoğunluğudur. Enerji yoğunluğu fazla olan diyetler besinin alınan miktarına bağlı olarak fazla kalori verecektir. Eğer bu yüksek kalori alımı ile birlikte aşırı fiziksel aktivite olmaz ise o zaman bu tür beslenme tarzı ağırlık artışına neden olur.
Aşırı vücut yağı insulin etkisine duyarsızlıkla bağlantılıdır. İnsülin duyarsızlığı ise kan glukoz düzeylerinin artışına neden olur. Daha doğrusu bu olaylar zinciri  tip 2 diyabet gelişimine katkıda bulunur, kan glukoz düzeylerini yükseltir (hiperglisemi), ve ayrıca tip 1 diyabet tedavisini zorlaştırır.

Seçenekler
Düşük glisemik indekse sahip olsa bile diyabetli bireylerin fazla yağlı yiyeceklerden ve şekerden zengin yiyeceklerden sakınması gerekir. Diğer yandan liften  zengin, düşük glisemik indeksli, tercihen tüm (parçalanmamış) meyve ve sebzeler daha az enerji verir ve doygunluk sağlarlar. Böyle besinlerin tüketilmesi teşvik edilmelidir.
Diyabetli kişiler için en iyi besin seçenekleri belirlenirken kan basıncı ve kan kolesterolü gibi diğer faktörler de göz önünde tutulmalıdır. Kan glukozu üzerine olumlu etkilerinden dolayı tercih edilen besinler genellikle bu açıdan da uygundur. Ayrıca bu tür beslenme, tüm diyabetli kişiler ve  aileleri dışında obez kişiler, diyabet ve kalp damar hastalıkları açısından yüksek riski bulunanlar için de sağlıklıdır.

Glisemik yük kavramı,

karbonhidrat içeren bir besinin yenilen miktarının kan şekerine etkisini göstermek amacı ile kullanılmaktadır. Bu nedenle bir besinin glisemik indeksinin dışında o besinin glisemik yükünün belirlenmesi son derece önemlidir. Genel olarak lif içeriği yüksek olan besinlerin glisemik indeksi ve glisemik yükü düşüktür

Düşük glisemik
indeksli besinlerin tercih edilmesi ile hem diyabeti olanlarda daha iyi bir kan glukoz takibi sağlanmakta, hem de diyabete giden yolda oluşan reaktif hipoglisemi ve bozulmuş glikoz toleransının tedavisinde etkili olmaktadır.

Anahtar Kelimeler: kan şekeri , glisemik yük , glisemik indeks , karbohidrat

Paylaş ve Kaydet



EN ÇOK OKUNANLAR

EN SON EKLENENLER
BRANŞ DOKTORU KİMDİR?
Prof.Dr. Temel Yılmaz
Diyabet Ve Metabolizma

Diyabet Ve Metabolizma...

+ Devamını okumak için tıklayınız

  Acil
Yrd.Doç.Dr. Ayhan Özşahin
Adli Bilimler
Prof.Dr. Sermet Koç
Aile Hekimliği Ve Check-Up
Uzm.Dr. Cüneyt Özüak
Anatomi
Prof.Dr. Salih Murat Akkın
Anesteziyoloji ve Reanimasyon
Prof.Dr. Ercüment Yentür
Beyin ve Sinir Cerrahisi
Prof.Dr. Mehmet Yaşar Kaynar
Cinsel Sağlık
Prof.Dr. Doğan Şahin
Çevre ve Halk Sağlığı
Uzm.Dr. Murat Fırat
Çocuk Hastalıkları
Prof.Dr. Haluk Çokuğraş
Diş hekimliği
Dt. Celal Yıldırım
Dt. Saba Eryılmaz
Diyabet Ve Metabolizma
Prof.Dr. Temel Yılmaz
Enfeksiyon Hastalıkları
Prof.Dr. Haluk Eraksoy
Farmakoloji
Prof.Dr. Aydın Barlas
Genetik Bilimler
Prof.Dr. Turgut Ulutin
Göğüs Cerrahisi
Prof.Dr. Kamil Kaynak
Göğüs Hastalıkları
Prof.Dr. Gül Öngen
Kadın Hastalıkları ve Doğum
Prof.Dr. M. Cihat Ünlü
Kardioloji
Prof.Dr. Zeki Öngen
Klinik Beslenme
Prof.Dr. Ercüment Yentür
Kulak Burun Boğaz
Prof.Dr. Asım Kaytaz
Prof.Dr. Ferhan Öz
Psikiyatri
Prof.Dr. M. Kemal Arıkan
Sağlık Politikaları
Yrd.Doç.Dr. Haluk Özsarı
Sağlık Tartışma Platformu
Op.Dr. M.Şükrü Güner
Sağlıklı Beslenme Ve Diyet
Doç.Dyt Emel Özer
Seyahat Sağlığı
Prof.Dr. Volkan Korten
Sosyal Psikiyatri
Prof.Dr. Doğan Şahin
Termal Sağlık Ve SPA Wellness
Prof.Dr. M.Zeki Karagülle
Tıbbi Onkoloji
Prof.Dr. Adnan Aydıner
Tıp Hukuku
Prof.Dr. Faik Çelik
Tıp ve Sanat
Prof.Dr. Faik Çelik
Üroloji
Prof.Dr. Emre Akkuş
 

 
 
 
Copyright 2018 Tüm hakkı saklıdır. Designed by: OrBiT
RSS Kayıt Ol e-Bülten Kayıt Giriş Yap
saglikpaneli.com ANA SPONSORLARI
saglikpaneli.com İÇERİK SPONSORLARI


SAĞLIK MERKEZİ KISA YOLLARI
Acil | Kardioloji | Adli Bilimler | Kulak Burun Boğaz | Aile Hekimliği Ve Check-Up | Diyabet Ve Metabolizma | Çocuk Hastalıkları | Farmakoloji | Anatomi | Anesteziyoloji ve Reanimasyon | Çevre ve Halk Sağlığı | Diş hekimliği | Enfeksiyon Hastalıkları | Sağlıklı Beslenme Ve Diyet | Göğüs Cerrahisi | Seyahat Sağlığı | Üroloji | Sağlık Politikaları | Psikiyatri | Göğüs Hastalıkları | Genetik Bilimler | Tıbbi Onkoloji | Diş hekimliği | Sağlık Tartışma Platformu | Diş hekimliği | Klinik Beslenme | Diş hekimliği | Genel Konular | Beyin ve Sinir Cerrahisi | Kadın Hastalıkları ve Doğum | Termal Sağlık Ve SPA Wellness | Diş hekimliği | Tıp Hukuku | Tıp ve Sanat | Cinsel Sağlık | Sosyal Psikiyatri |
SAĞLIK KONULARI
Cinsel Sağlık | Çocuk Psikolojisi | Diyabet | Domuz Gribi | Ergenlik - Adolesan Sağlığı | Erken Boşalma | Fitnes | Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar | Grip ve Soğuk Algınlığı | Güzellik&Estetik | Hamilelik | HIV/AIDS | Hipertansiyon | İlkyardım | İnfertilite/Kısırlık | İnme | Kanser | Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi | Kuş Gribi | Obezite | Sağlık Mevzuatı | Sertleşme Sorunu | Ses Kısıklığı | Sigara | Stres | Tamamlayıcı Tıp |
Sağlık Paneli
Sağlık Paneli Hakkında | Kullanım Koşulları | Gizlilik Sözleşmesi | Yasaklı Ürünler | Ürün Listeleme Kuralları | Üyelik Sözleşmesi | Telif Hakları Hakkında | Güvenli Alışveriş, Satıcı ve Alıcı Sözleşmesi | Güvenli Ticaret ve Ödeme Sisteminin Tanımı | Kişisel Sağlık Profili Yetkilendirme Sözleşmesi | Doktor Üyelik Sözleşmesi | Bize Ulaşın | E-bültenler | Üye Doktorlar | Üye Kurumlar | Doktor Ara | Kurum Ara | Forum | Tartışma Platformu
A - Z
Branşlar A-Z | Slide Show A-Z | Kadın Sorunları A-Z | Erkek Sorunları A-Z | Çocuk Sorunları A-Z | Anketler A-Z | İnteraktif Araçlar A-Z